28 Eylül 2012 Cuma

Kendime not.

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 23:30
Emir şu anda tam bir buçuk, Defne de üç buçuk yaşında. Defne ile karşılaştırdığımda çok daha az konuşuyor ama ne demiştik? Hiçbir çocuk diğerine benzemez. Kardeş olsa bile, değil mi?
Öğrendiği ilk kelimelerden biri tabiiki de "nein" (almanca hayır demek).
Onun dışında nerdeyse her şey "baba". Bana bile sadece ağladığı zaman anne diyor, onun dışında bana da hep baba diyor. İşin komik tarafı, Defne de o yaşlardayken herkese ve her şeye anne diyordu, babası dahil :)
Hep diyorum, benim çocuklarım bir tuhaf.

Onun dışında :

Nikna = Defne
Sa-sa = Wasser (almanca su demek)
Aaaaba = araba (Defne her seferinde abla dediğini iddia etse de, Emir oğlum araba derdinde)
Dede
Ka-ya = Kayra (amerika'daki kuzeni)
Gelgel = gel
A-a-a-a = al

Kafan nerde diye sorunca son hız kafasına vurup gülüyor. Müziğe karşı inanılmaz ilgili. Hemen dans ediyor. Ayıca mırıldandığım yaşına uygun olan bütün ritimleri doğru bir şekilde taklit ediyor.

Bu arada iki çocuğum da uykuya dalmada sorun yaşıyor, ikisi de bütün çocukların en sevdiği yemeklerden olan köfte-patates ve makarnayı hiç sevmiyor, ikisinin de sesi çok gür. İkisi de çok güçlü, o anlamda kesinlikle bana çekmemişler. Resmen bazen süpermeni doğurduğumu düşünüyorum.

Defne Emir'i kıskanacağına, Emir Defne'yi kıskanıyor. Yanlışlıkla kucağıma alıp sevsem, öpsem hemen araya girip ilgiyi kendi üstüne çekmeye çalışıyor. Başaramayınca da Defne'ye vurmaya başlıyor, hem de öyle böyle değil. O da garibim karşılık vermiyor bebek diye.
Ben varken gözü kimseyi görmüyor, böyle devam ederse müstakbel gelinimle çok sorun yaşarız :))

Tam bir kedi, sürekli sevilmek, öpülmek, kucakta olmak istiyor. Ama sadece benim kucağımda. Onun dışında en büyük zevki ablasıyla koltuk minderleri yerlere dizip koltuktan el ele atlamak.
Tam bir kablo delisi. Kablo gorunce mutlaka alır. Oyuncakların yerine kablolarla oynar.

Defne ise tam bir genç kız oldu. Çok ve sürekli konuşuyor. O kadar ki, temizliğe gelen yardımcımızın bana "yanlış anlama ama Defne'yı parka gotürebilir misin, çalışamıyorum da" demişliği var. Hatta bugün yuvadan alınca, okul müdürü de " sürekli konuşuyor, hiç susmuyor" diye gülüyordu.

Şimdilik bunlar geldi aklıma. Daha neler var da bu saate kadar çocuklar aklımın yarısını başımdan alıyorlar. Hatırlafıkça yazacağım yine, zaman çok çabuk geçiyor, sonra unutuyoruz hepsini.

2 yorum:

denizcin on 3 Ekim 2012 14:05 dedi ki...

ben de kızlarımla sadece almanca konuşuyorum, geri dönüşü az da olsa umutluyum :) sizin evde de bir tek siz mi almanca konuşuyorsunuz çocuklarla?

deyda on 3 Ekim 2012 15:57 dedi ki...

Evet, birtek ben konusuyorum. Kızlarınız kaç yaşında bilmiyorum ama benim kızım üç yaşından sonra daha bilinçli bir şekilde öğrenmeye başladı.

Yorum Gönder

 

deyda'nın dükkanı Copyright © 2010 Designed by Ipietoon Blogger Template Sponsored by Emocutez