31 Ocak 2011 Pazartesi

Defne olmak..

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 15:20 2 yorum
Sevgili Ortagim beni sobelemis. Sobenin konusu da "Siz kendi cocugunuz olmak ister miydiniz?" ve iki sorudan olusuyor.


1-Siz kendi çocuğunuz olmak ister miydiniz?
2-Hayır ise bunun ne kadarı sizden kaynaklanıyor?

Ben de dusundum tasindim ve asagidaki cevaplari verdim :

1- Isterdim cunku sevgi dolu bir yuvada buyuyor. Annesi ve babasi olarak onunla cok guzel ilgileniyor, yeni seyler kesfetmesine, olculu sekilde yaramazlik yapmasina ve karakterini olusturmasina izin veriyoruz.  Belli kaliplara sokmaya calismiyoruz ve her acidan kendini gelistirecek seyler yapmasi icin tesvik ediyoruz. 
Sen daha kucuksun diyeyip engellemiyoruz. En onemlisi onu cok ama cok seviyoruz ve o bunu biliyor.

2- Hic birimiz mukemmel olmadigimiza gore bende de birtakim arizalar var tabiki. Mesela bazi konularda tam bir alman murebbiye gibi davrandigim oluyor ama benim guzel bebisim zaten o anlari hemencecik fark edip yanlis yaptigini anliyor ve ona gore davranisini duzeltiyor.  Onun disinda cok iyi anlasiyoruz. Umarim ileride de hep oyle olur!

Ben de Deli Anne' yi, anne kaleminden'i, Shade and Love' i ve nehir'in eylemleri' ni sobeliyorum!

27 Ocak 2011 Perşembe

Gecmis - Gelecek arasi gidip geliyorum bu aralar.

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 00:29 6 yorum
Bugunlerde cok degisik ruh halleri icerisindeyim..

Gecmisi ozluyorum, cunku :

Sevgilimle yalniz oldugumuz zamanlari ozledim.
Gece gec yatsam bile sabah istedigim kadar uyuyup zinde kalktigim zamanlari ozledim.
Cok yogun calistigim zamanlari ozledim.
Ofis veya herhangi bir ortamda cocuklar olmadan , sadece yetiskinlerle sohbet etmeyi ozledim.
Birileriyle bir araya gelince cocuklarin disinda bir suru konuda konusabildigimiz zamanlari ozledim.
Disari cikmak istedigim zaman birilerini cocuga bakmak uzere ayarlamak zorunda olmadigim zamanlari ozledim.
Sevgilimle kafamiza estigi gibi dolasip cikmayi ozledim.
Baskalarindan once kendimi dusunmeyi ozledim.
Baska bir varligin sorumlulugunu hayat boyu tasimak zorunda olmadigim zamanlari ozledim.
Ozgur olmayi ozledim.

Bu ani seviyorum, cunku :

Anneyim.
Gozlerimin icine bakarak beni karsiliksiz seven bir cocugum var.
Her ne kadar paspal ve daginik olsam da kizimin gozunde dunyanin en guzel annesiyim.
Cocugumla birebir ilgilenme luksum var.
Ilk defa herseyin onune gecen bir varlik girdi dunyama.
Annemin beni ne kadar sevdigini gercekten anladim anne olunca.
Karsiliksiz sevmenin ne kadar guzel bir duygu olabilecegini anladim.
Bana muhtac bir varligin her turlu zorlukla mucadele etmemi nasil kolaylastirdigini gordum.
Daha guclu oldum.
Daha kadin oldum.
Dunyanin en guzel askini ve sevgisini yasiyorum.
Ne kadar uykusuz olursam olayim, beni sabahin korunde uyandiran minicik bir varliga gercek anlamda asla kizamayacagimi gordum.
Bebegimin gozlerindeki pariltinin dunyadaki her seye bedel oldugunu anladim.

Gelecegi dusluyorum, cunku :

Yakinda dort kisilik bir aile olacagiz.
Her sey daha yorucu ve zor ama bir o kadar da keyifli olacak.
Her turlu halime hayran olanlarin sayisi iki olacak.
Kizimin hayati boyunca guvenebilecegi bir kardesi olacak, birbirlerine her turlu destek olacaklar.
Bazen hayat karanlik olsa da , hep iki tane fenerimiz olacak.
Annem gibi bir anne olacagim.
Cocuklarimin ne zaman ihtiyaclari olursa an yanlarinda olacagim.
Onlarin cocuklarina annemin yaptigi gibi sonsuz sabir ve sevgiyle bakacagim.
Cocuklar kendi hayatlarini kurduktan sonra sevgilimle tekrar bas basa olacagim.
Sevgilimle yine ozgurce gezip tozacagim.

Cok karmasik gorunuyor olabilir ama su anda ben yukarida yazanlarin hepsiyim.

25 Ocak 2011 Salı

Direkt satis kabusu!

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 23:54 2 yorum
Bugun Defne ile halasina gittik. Halasi' nin kizi da bes ay kucuk Defne'den ve oynasinlar diye bulustuk. Her sey cok guzel gidiyordu ki birden kapi caldi. Gorumcem de "aa unuttum , bugun x firmasinin satis temsilcisi gelip hali yikama makinesini tanitacakti " dedi. Ben de benim icin fark etmedigini, nasilsa yarim saatten fazla surmeyecegini dusundugumu soyledim. Nasil da yanildim!!
Adam kocaman iki paketle geldi ve cok yapmacik bir tavirla aninda yag cekmeye basladi. Ardindan yarim saat boyunca paketleri acmadan reklam yapti. Artik sadede gel deyince de, "once yirmi bes kisinin referansini vereceksiniz yoksa tanitim yapamam" demez mi! Gormedigimiz sey icin nasil referans verecegiz, daha neler deyince de mirin kirin edip sayiyi once on bes'e , sonradan da bes altiya dusurdu. O kadar komik ve sinir bocuzu bir adam ki!
Neyse sonra makineyi tanitmaya basladi. Ama bir parca takmadan saatlerce konusup durdu ve iyice uzatti olayi. Hatta makineye bir parca takip bacagima masaj yapmaya kalkisti da tersledim adami.  Bir de cocuklarin ellerini falan tutti ki hemen onu grip mevsimi dolayisiyla dokunmamasi konusunda uyardim. O da sinirli bir sekilde "ne munasebet, grip asisi olup geldim heralde" diyerek beni tersledi ama ben de beni ilgilendirmedigini ve dokunmasini istemedigimi soyledim tekrar. Neyse ki sonunda makineyi calistirdiginda saate baktim ve geldiginden beri sadece konusarak bir bucuk saat gecmisti!
Bu sure icinde biz adama defalarca once kibarca, sonra da sertce uzatmamasini , uzatacaksa da devam etmemesini soyledik ama nafile. Adam resmen pencereden kovulup bacadan girdi ve yuzsuzce ona yardim etmemiz gerektigini, cunku satislarini arttirirsa sirketin onu ispanya' ya tatile gonderecegini soyledi. Bu arada yardim etmemiz gereken rakam da pesin alti bin dokuz yuz TL . Bu arada makinenin islevini hala gormemistik! Bir de surekli tanitim sonuna kadar dusunup getirdigi aleti satin almamiz gerektigini soyleyip durdu. Bu noktadan sonra artik cocuklar da aglamaya basladilar, saat gec olmustu ve aciktilar. Bunu da kac kere soylememize ragmen adam bir turlu gitmek bilmedi. Hatta artik toparlanip gidin isimiz var deyince adam tutturdu , halinizi yikamadan gitmem diye. Allahtan birkac dakika sonra kocacigim geldi de duruma el koydu. Adam ona ragmen bir yarim saat kadar daha zorla temizlik yapmaya devam etti. En sonunda kocacigim hadi toparlanip cik artik , seni dinleyecek halim yok su anda tarzinda konustu da adam toparlanmaya mecbur kaldi. Ona ragmen bana "sizin eve de geleyim , siz hamilesiniz , temizlik cok onemli" demez mi! Ben de artik sinirlenip "yok sagolun sizi bir daha cekemem" dedim.
Sonra haliyi yikamamiza izin vermedigimiz icin soylenip durdu ve yikamazsa zarara girecegini , cunku yikadigi hali basina bir ucret aldigini anlatti. Simdi bu adam saf mi yoksa geri zekalinin onde gideni mi??
Kapidan cikarken yine soylendi ve esime donup" eh, bari bosuna gelmis olmayayim, siz de bana cevrenizden birkac referans verin "dedi.
Ben ilk defa boyle bir ortamda bulundum. Daha once hic evde direkt satis ya da tanitim yapan birileriyle karsilasmadim ama hepsi bunun gibiyse, sadece aman allahim!!! diyebilrim. Ben isim geregi dunyanin cesitli yerlerinden bir suru insan tanidim ama gercekten bunun gibi sinir bozucusunu ve rahatsiz edicisini gormedim. Hala soktayim!

24 Ocak 2011 Pazartesi

34. Hafta

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 14:49 6 yorum
Eveeett, iste 34. Hafta' ya da girdik. Hamileligin en yorucu donemi basliyor, keza artik tam bir koca gobek oldum! Artik ayaklarimi da gormuyorum ayakta durdugum zaman ve bunu sonucunda dun aksam sag ayagimin kucuk parmagini kanepenin kosesine oyle fena taktim ki, kirildi sandim. Zavalli parmak aldigi darbeyle aninda sisip kipkirmizi oldu ama kocacigimin hizli buz tedavisi sayesinde sis cabuk indi.
Su anda en son ihtiyacim olan sey kirik bir ayak parmagi. Dogurmaya bu kadar az kalmisken bir de ayni zamanda kucuk bir cocuga bakarken hic lazim degil! Biraz daha dikkatli olmam lazim galiba.
Karnimdaki oglum da ablasiyla soz birligi etmiscesine ayaklarini surekli sag kaburgamin altina sokuyor. Defne'ye hamileyken de hep ayni sey oluyordu ve artik bir noktadan sonra insanin cani resmen aciyor. Bir de beyefendinin ayaklari buyuk mudur nedir, oyle bir geriniyor ki icimde, bazen tenim yirtilacak, icimden bir ayak firlayacak gibi hissediyorum. Defne o konuda daha nazikti.
Bu haftaki bendeki degisiklikler : 
Artik kendi basima cok zor yaptigim seyler var : yatarken ayaga kalkmak, yatakta donmek (ki bu gercekten cok komik bir durum), egilip yerden bir sey almak, en kotusu de masada yemek yemek. Dimdik oturamadigim icin midem iki buklum oluyor ve yemek yemek iskenceye donusuyor. Resmen nefes nefese kaliyorum! Ben de artik arkama yaslanip, tabagi da elimde tutarak biraz daha rahat yiyebiliyorum. 
Bunun disinda birkac gundur kalcama giren ani agrilar eklendi ki , bunlar olurken resmen sol ayagim istemsiz sekilde bukuluyor ve herhangi bir yere tutunamasam dusme tehlikesi atlatiyorum. Cok fena bir sey. Oglan artik nereye baski yapiyorsa! Dun araba kullanirken oldu ayni sey. Esime anlatinca "sen bir daha araba kullanma istersen" dedi ama ben dayanamam ki. 
Bebise gelince :
Hickiriklari iyice cogaldi bu aralar. Bazen geceyarisi yapiyor ve uykumdan uyandiriyor. Zaten inanilmaz hareketli. Hatta o kadar cok ki, dun kocacigim bana "icinde bu kadar hareket varken nasil rahat ediyorsun" diye sordu. Ben de "rahat ettigimi kim soyledi ki ?" diye cevap verdim. Dun gece Defne bizi dogru durust uyutmadi, surekli aglandi ve uyandi. Sabaha dogru tam rahatladi artik ben de azcik uyuyayim, diye dusurken icimdeki uyaniverdi ve tepindi durdu. Gel sen bu sekilde rahat et! 
Ama yine de erkekler asla bu duyguyu yasayamadiklari icin onlar adina uzuluyorum. 


Haftaya yine kontrolumuz ve NST' miz var. O zaman bebisin gelisimiyle ilgili daha detayli bilgi verebilecegim. Simdilik bu kadar.




21 Ocak 2011 Cuma

Emzirmek..

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 00:37 2 yorum
Yandaki resimde yeni dogum yapmis Top Model Miranda Kerr oglunu emzirirken, sevgilisi Orlando Bloom resim cekip sosyal aglardan birinde paylasmis. Aslinda cok guzel bir resim ama yakinda yine ayni pozisyonda olacagim icin bu aralar emziren anneleri gordukce hem duygusallasiyorum , hem de irkiliyorum.
Duygusallasiyorum, cunku emzirirken bebekle kurulan bag tarif edilemez, yasamayan anlayamaz! Gercekten de dunyanin en guzel anlarindan biri. Fakat bu is  ogrenilene kadar bayagi zorlu bir surecten geciliyor. En azindan bende oyle olmustu.
Defne dogar dogmaz o kadar guzclu emiyordu ki, gogus uclarim cok cabuk catladi. Bir ay boyunca neredeyse her emzirmede kaniyordu. Hatta hic unutmam, bir gun pompayla sut sagarken tam Defne' nin babasi odaya girerken gogsumden oyle bir kan geldi ki, birden pompanin icindeki sut kipkirmizi olmustu da kocacigim soka girmisti ne oluyor diye.
Ona ragmen pes etmedim ve bu durum bir ay icinde duzeldi. Ondan sonra cok zevkli ve pratik bir olay haline geldi cunku biberon tasima derdi yok, sut ya da mama isitmak yok, zirt pirt sterilize etmekle ugrasmaya gerek yok. Kisaca harika bir olay.
Gerci Defne yedi aylikken yine bir ara gogus uclarim catlayip kanamisti ama bu bildigim kadariyla genelde olan bir durum degil, daha cok benim gogus uclarimin cok hassas olmasiyla ilgili. Etrafimdaki annelerden de hic duymadim o kadar aydan sonra tekrar kanama oldugunu ama benim basima geldi iste.
Simdi de dogum yaklastikca tekrar o surecten gecme fikri beni biraz urkutuyor. Gercekten de cok aci cektim o donemde ama belki de Defne'yi bir seneyi askin bir sure emzirdigim icin artik goguslerim alismistir. Belki de bu sefer boyle olmaz, ne dersiniz? Yoksa kendimi mi kandiriyorum? Varsa bu konuda tecrubeli olanlar, hikayenizi duymak isterim. En azindan basima gelecekleri bileyim.
Ama kesin olarak sunu biliyorum ki , yine ayni sey olacaksa da, sutum oldugu ve cocugum istedigi muddetce ona anne sutunu verecegim. Bedeli ne olursa olsun!

19 Ocak 2011 Çarşamba

Herkes hamile :)

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 21:51 2 yorum
Heralde algida secicilik benimki ama bu aralar herkes hamile gibi geliyor bana. Defne' ye hamileyken de oyle gelmisti. O zaman da etrafimda bir suru insan ve bir suru unlu hamileydi. Bu sefer de ayni .
Hem arkadaslarimdan, hem de yerli yabanci bir suru kadin yine o mucizeyi yasiyor.


Mesela :                                                              Pink
                                                      


                                                                  Victoria Beckham


                                                                    


                                                                   Natalie Portman






                                                                   Penelope Cruz






                                                              Mariah Carey (ikiz bekliyor)






                                                                    Marion Cotillard






                                                                    Allanis Morrisette






                                                                    Alicia Silverstone


 ve bir suru daha.


Bizde ise                                                      Yesim Salkim




                                                                      Ceyda Duvenci


                                                          Ceyda Düvenci Resimleri






Ve daha bir surusu. Ama hepsini buraya koymaya kalkissam yer kalmaz.


Herkese saglikli bebisler dilerim!

Artik sadece Defne, ben ve karnimdaki minik buradayiz

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 00:04 2 yorum
Gecen sene ortagim Peri ile birlikte bu blogu yazmaya basladik. Fakat ikimiz de coluk cocuga karisinca burasi ikimize yetmemeye basladi. Ileride cocuklarimiza ani olarak birakmak istedigimiz icin de bloglarimizi ayirdik. Ikimizin de aklinda ayni sey varmis, iyi de oldu. Artik tek blog yerine takip edebileceginiz iki blogumuz oldu :) Once bize, sonra da okumak isteyenlere hayirli ugurlu olsun.
Hem ortagim , hem de dostum Peri' nin bloguna da mutlaka uye olun! Gerci bir onceki yazida kendisi de yazmisti ama yine de hatirlatmak istedim www.ikiperimasali.blogspot.com.


Dostum Peri, bu isin en guzel tarafi, artik birbirimize yorum yapabilecegiz :)

17 Ocak 2011 Pazartesi

Cocugunuzun her yaptigi tatli geliyor mu?

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 22:10 3 yorum
Defne buyuyor, buyudukce de bize kimi zaman komik, kimi zaman sinir bozucu, arada bir de baska biri gorse "iiiyyyykkk, igreeeennncc" diyebilecegi ilginc hareketler sergiliyor.
Sonuncusu icin bir ornek vermem gerekirse, bu aksamki yemegimizden baslayabilirim. Babamiz geldikten sonra hep beraber sofraya oturup balik sefasi yapalim dedik. Defne de baligi cok seviyor ama asil bu aralar yedigimiz salatalara merak sardi. Bu aksam da baligin yaninda roka vardi. Defne baligini yedikten sonra catalini rokaya batirip kocaman bir yaprak alip agzina atti. Once cignemeye basladi, fakat yaprak onun minik agzina gore cok buyuk oldugu icin bogazina takildi ve biraz panik oldu. Ben de hemen mudahale edip yapragi agzindan cikardim ama bizimki agzinda kalan parcaciklardan da kurtulmak istedi ve biz hicbir sey anlamadan kalanlari yuzunde tiksinmis bir ifadeyle roka kasesinin icine upuzun bir tukuruk esliginde ativerdi. Sonra mutlu mesut catalini kaseye koyup tukurugunu rokayala bir guzel karistirdi.
Biz babasiyla sok olmus bir sekilde once bakistik sonra ikimiz de ayni anda kahkaha attik. O kadar komik bir hali vardi ki!
Bunu baska bir cocuk yapsa, hele ki biz cocuk sahibi olmadan once, inanilmaz tiksinirdim. Ben oyle herseyden tiksinen tiplerdenim cunku. Mesela yillar once iki yasindaki yegenimin yemegini yedikten sonra kusmasindan etkilenip ayni saniyede kendimi tuvalete atip cikarmam kardesilerim arasinda epey alay konusu olmustu. Hatta sen nasil cocuk bakacaksin diyorlardi hep. Ama sunu anladim ki , insan en igrenc seyleri yapsa bile kendi cocugundan tiksinemiyor. Hatta her sey komik geliyor.
Bunlar da anne baba olmanin bir parcasi degil mi? Yoksa size yaptiklari her sey tatli gelmiyor mu?

15 Ocak 2011 Cumartesi

33. Hafta

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 14:36 0 yorum
Bugun 33 haftalik oldum. Sabah randevumuz aslinda  8.45' teydi ama allahtan beni dun aksam arayip randevuyu 10.30' a alip alamayacaklarini sordular. Tabiki hemen olur dedim. Iyi ki de oyle olmus cunku Defne butun gece inanilmaz huzursuzdu. Surekli aglandi ve hic rahat edemedi. En sonunda yanimiza almak zorunda kaldik. Orada bile rahat edemeyince uzuuuuuun zamandir yapmadigim bir sey yaptim ve onu kucagimda sallayarak uyuttum. Yakin temasimiz iyi gelmis olmali ki cocukcagiz rahatladi ve uyudu. Ben de tekrar yattigimda saat 6.30'u gosteriyordu.
Bu hafta idrar testi yaptik, protein bakildi. Yani pre-enlampsi riski var mi yok mu onu kotrol ettik. Cok sukur bir sey cikmadi. Bundan sonra da bir yapilacak bir test yok. Zaten artik doguma da bir sey kalmadi.
Muayeneden onceki tansiyon - kilo olcumunu bu sefer Defne' den gizli yapti. Daha oncekinde annemin canini acitiyorlar diye dusunerek hemsireye tavir almisti o yuzden bu sefer babasi onu disarida oyaladi. Doktorun odasina girdigimizde de direkt sekerlere dadandi. Hemen yerini ogrenmis . cok komik :)
Ultrason aletini gorunce de "anne bebek gitti" dedi. Daha acilmamisti alet ve o da bebegin gittigini dusunmus. Demek ki her seferinde bebege baktigimizin farkinda. Ben degildir diye dusunmustum halbuki.
Bebisimize gelince :
Beyefendi buyumus, 2225 gr ve 45 cm olmus. Genel olarak butun degerler iyi cikti. Bir tek bir bobregi digerinden birkac mm daha buyuk gorunuyor ama o da olmasi gereken sinirlarda oldugu icin hic dert etme dedi doktorumuz. Nasilsa dogumdan sonra doktorlar genel kontrol yapiyorlar.
Gecen hafta cok kasildigim icin doktor beni NST' ye aldi. Normalde cok hareketli olan bebek bu sefer neredeyse hic hareket etmedi. Daha dogrusu ben oyle dusunmusum cunku farkinda olmadan surekli yer degistirmis, bu yuzden de kalp atislari yer yer kaydedilememis. Doktor "canavar buuuu" dedi hatta :) Bir de asil hareketlerini gorse ne der acaba. Hic durmuyor masallah.
Bundan sonraki randevumuz iki hafta sonra. Artik araliklar gitgide kisaliyor ve ben dogumdan sonra iki cocukla ne yapacagim diye kara kara dusunmeye basladim yine. Bu ilki kucuk olup da ikinciye hamile olanlarin basina hep gelir mi yoksa ben miyim karamsar olan???


-Defne' nin bu aralar pek aglak annesi-

13 Ocak 2011 Perşembe

Ben , Ben , Bennnnnnn!!!!

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 01:00 0 yorum
Defne bagimsizligini ilan etmeye calisiyor birkac haftadir. Artik hersey onun ve butun isleri kendi halletmek istiyor. Ben buyudum anne demeye calisiyor.  Bir yere gittigimiz zaman etrafta olan hersey icin benimmmmm, Nehne' ninnnnn diyor (kendine Defne yerine Nehne diyor :) , disarida kedi kopek gorsek benimmm diyor, arkadaslarinin oyuncaklarini sahiplenmeye calisiyor ve karsi taraf izin vermeyince kiyameti kopariyor.
Kiyafetini kendi secmek, kendi soyunup kendi giyinmek istiyor. Merdivenleri kendi basina cikip inmek istiyor. Corba dahil butun yemekleri kendi yemek istiyor. Ben de onun icin tehlikeli olmadigi surece onu kisitlamamaya calisiyorum ama bazen delirme noktasina geliyorum! Sekiz aylik hamile olmanin verdigi yorgunlukla hic durmadan etrafi silmek, surekli ustunu basini degistirmek ve ben yapicam ben edicem seklindeki israrlarinna tahammul etmek bazen hic kolay olmuyor. Ayni resimdeki gibi aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa diye bagirmak istiyorum ama bu donemden gecen ilk cocugun benimki olmadigini ve sonuncusu da olmayacagini bildigim icin kendimi bazen cok zor da olsa tutmaya calisiyorum. Ne de olsa bu donem onun kendini kesfetmesi icin cok onemli ve ona mumkun mertebe destek olmam gerekiyor. Ama su an benim icin zor, cok zooorrrr!

-Defne'nin yaaa sabirrrrrrr diyen annesi-

11 Ocak 2011 Salı

Au Pair konusu..

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 10:34 4 yorum
Defne bana cok fazla baglaninca onu yuvaya yazdiramadim. Kardesi yakinda dogacagi icin ve bu durumda "mecburen" buyuyecegi icin acikcasi kiyamadim. Onu simdi yuvaya verirsem kendimi suclu hissedecektim. En azindan son bir iki ayi bas basa gecirelim, sonra nasilsa bir daha boyle bir firsatimiz olmayacak diye dusundum. Ne de olsa daha iki yasinda bile degil ve yuva icin gec kalmis sayilmayiz.
Ama oteki taraftan da iki kucuk cocukla tek basima ne yapacagim diye kara kara dusunmuyor degilim. Kardesimin bakici sorunsalindan dolayi (bir bucuk senede on iki bakici degistirdi! ) ben boyle bir seye kesinlikle cesaret edemiyorum. Gercekten de %90' i cok cahil ve cok iyi niyetli degil. Bunu bizzat kardesimde tecrube ettik. Ben de iki cocuk stresinin uzerine bir de bunlarla ugrasmak istemiyorum.
Onun icin biraz daha farkli bir model dusundum. Ben Defne ile sadece Almanca konustugum icin , Almanya'dan bir Au pair getirmeyi dusunuyorum. Hemen degil, dogumdan 3-4 ay sonra. Bu surede Defne kardesine biraz olsun alismis olacak ve sadece onunla ilgelenecek bir "ablasi" olacak. Au-Pair'ler hem daha kulturlu, egitimli oluyorlar, hem de degisik psikolojilere girip sacmalamiyorlar genelde. Evin buyuk kizi gibi oluyorlar ve yabanci dil gelisimine de epey katkida bulunuyorlar.  Tam istedigim sey.
Bir an once arastirmaya baslayip birini bulmam lazim ki sonradan son dakikada birini ayarlamak zorunda kalmayayim.
Bu yontemi birkac ay deneyeyip calismazsa Defne' yi sonbaharda yuvaya yazdirabilirim. Eger calisirsa da harika olur, hepimiz icin!


Bu konuda tecrubeniz var ve paylasmak isterseniz okumayi cok isterim!


-Defne' nin annesi -

9 Ocak 2011 Pazar

32.hafta

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 19:40 4 yorum
Dün itibariyle sekiz aylık olmuş bulunmakta bu yan tarafta görmüş olduğunuz şişko anne :)
Karnım gitgide büyüyor ama hala hamilelik çizgisi denen ve genelde her hamilede karnın alt tarafında ortaya çıkan çizgi oluşmadı. Defne' ye hamileyken de çok geç çıkmıştı ama bu sefer hiç yok. Çok enteresan.
Geçenlerde kardeşim yurt dışındayken onun çocuklarını yuvaya bıraktım ve oradaki öğretmenler artık hamilelere özgü ördek yürüyüşüne terfi ettiğimi söylediler :) Hep çok komik bulmuşumdur o yürüyüşü ama kaçış yok, bir süre bu şekilde idare edeceğiz. Zaten artık uzun yürüyüşler beni çok zorlamaya başladı. Bugün ablam ve kardeşim aileleriyle beraber kahvaltıya bize geldiler. Hava güzel olunca kahvaltıdan sonra Bağdat Caddesinde yürüyüş yapalım dedik. Normalde çok rahat katettiğim bir mesafe olmasına rağmen (-bizim evden caddeye yürüyüş mesafesi 5-10 dakika-) ilk on dakikada kasılmaya başladım. . Herkes temposunu bana göre ayarlayınca kaplumbağa ailesi gibi yürüdük. Tabi sayemde bol bol molalar vererek yürüdük ama yine de eve döndüğümde belim, bacaklarım ve genel olarak bütün vücudum epey yorulmuştu. Ne kadar kabul etmek istemesem de artık biraz daha dikkat etsem fena olmaz. Kendimi bu kadar yormamam gerektiğini biliyorum ama elimde değil, yerimde duramıyorum. Çok sıkılıyorum dışarı çıkmayınca. Bakalım nasıl olacak.
Bebişe gelince : Babycenter' a göre oğlum bu hafta iki kilo ve kırk sekiz cm civarında. Ama gerçek ölçüm önümüzdeki cumartesi günü yapılacak. O zaman daha gerçekçi rakamlar duyacağız.
Bu arada Braxton Hicks denen kasılmalar arttı ve süreleri de uzadı. Özellikle bugünkü gibi kendimi yorduğum zamanlarda daha sık oluyor ve yaklaşık bir dakika sürüyor.
Gece hem hamileliğin verdiği sıkıntılardan (uyuşma , zırt pırt tuvalete gitme, bebeğin olur olmaz zamanlarda tekmelemesi vs. ), hem de Defne' nin bu aralar sık uyanmasından kaynaklanan uykusuzluk had safhada. Ama buna rağmen her sabah kurulmuş saat gibi yedi buçukta uyanıyorum ve bir daha uyuyamıyorum. Sanırım vücudum çok yakında aramıza katılacak minik kuşa hazırlık yapıyor. Ne de olsa o da beni uyutmayacak ve şimdiden buna alışmaya başlıyorum.


-Defne'nin çooookkkk yorgun annesi-

6 Ocak 2011 Perşembe

İçimi kemiren kurtlar..

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 22:50 0 yorum
Doğum yaklaştıkça içimde bin bir düşünce uçuşuyor. Defne ile birebir ilgilendiğim için bana çok bağlı, özellikle bu aralar iyice yapıştı. Birkaç ay önce her türlü ortama uyum sağlayan çocuk, şu anda dizimin dibinden ayrılmıyor.
Her ne kadar karnım her gün biraz daha büyüse de, Defne karnımı bebek diye sevip öpse de, bence henüz kardeşi olacağının farkında değil. Bunun için daha çok küçük. Ama bir şekilde birtakım şeylerden etkilenmiş olmalı ki bana birden bu kadar bağlandı. Ben de şimdi doğumdan sonrası nasıl olacak diye düşünmeye başladım. Psikolojisi ne kadar bozulacak?
Çok tepki gösterecek mi?
Onunla yeterince vakit geçirebilecek miyim?
Kardeşine zarar vermeye çalışacak mı?
Bütün bunları önlemek için ne yapabilirim? Sonuçta şu anda vaktinin %100' ünü benimle geçirebiliyor ama çok değil, sadece bir buçuk ay sonra beni ona tamamen yabancı biriyle paylaşmak zorunda kalacak.
Bütün bunları düşündükçe canım sıkılıyor. Belki de hamilelik hormonlarının etkisiyle düşündükçe üzülüyorum, hatta bazen Defne' me baktıkça gözlerim doluyor. Ama öteki taraftan da onun için iyi bir şey oluyor aslında. Bu koca dünyada sırtını yaslayabileceği , dertlerini paylaşabileceği bir kardeşi olacak. Biz her zaman yanında olamayacağız ama kardeşi olacak inşallah.
Bu duyguları yaşayan ilk anne ben değilim, biliyorum. Sonuncusu da olmayacağım . Ama herkesin durumu kendine özeldir. Umarım bütün bu kaygılarım boşa çıkar da küçük bebeğim çok fazla etkilenmez. Bunun için elimden gelen her şey yapacağım. Ona abla muamelesi yapmayacağım, yapılmasına da izin vermeyeceğim.
Onu üzmemeye çalışacağım..


-Defne' nin duygusal annesi-

3 Ocak 2011 Pazartesi

31.Hafta

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 23:34 0 yorum
Yilin ilk gunu 31. haftaya girdim. Artik Braxton Hicks denen kasilmalar gitgide cogalmaya basladi. Neyse ki bunlar onemli degil ve daha birkac hafta zamanimiz var.
Ilk hamileligimde Defne hemencecik dogsun , bir an once birbirimize kavusalim istemistim ama bunda o kadar aceleci degilim. Hatta doktorumla "en iyi bebek karindaki bebektir" diye dalga bile gectik.
Saka bir yana, Defne gitgide bana daha cok baglanmaya basladi. Sanki basina gelecekleri hissedermis gibi benden iki dakika bile ayri kalmak istemiyor. Hatta gecen gun en sevdigi kuzeninin dogum gunu partisinde bulunan 10 cocukla oynamak yerine dizimde oturmayi tercih etti ki bu hic Defne'nin tarzi degil. Ne yapacagimi sasirdim! Zavalli bebek (bebek diyorum cunku hala isim bulamadim!), dogru durust ilgilenemeyecegim onunla gibi geliyor. Defne emzirmeme bile karsi cikacak gibi gorunuyor. O ise acil bir formul bulmam lazim, kara kara dusunuyorum. Defne de daha kucuk oldugu icin bazi seyleri anlayamiyor. Oturup onunla mantikli konusmanin bir faydasi yok, bilgidini okudugu bir yasta. Ama kucuge cok dikkat etmem ve onlari asla yalniz birakmamam gerekecek. Bebisi wrap slinge koyup yatana kadar uzerimde tutmam gerecek heralde :)
Bel agrilarina mide yanmasi ve reflu eklendi. Su anda midem o kadar yukarida ki, minicik birsey yesem bile sanki dunyalari yemis gibi hissediyorum. Cok fena! Hele masada yerken resmen iskence cekiyorum. Dimdik oturamadigim icin zaten yer degistirmis olan midem bir de iki buklum oluyor, bu sefer iyice rahatsiz oluyorum.
Canim hicbir sey yemek istemiyor o yuzden ama yemedigim zaman da kotu hissediyorum kendimi.
Zaten bu aralar hamburger ve patates kizartmasina taktim. Cok fazla yememeye calisiyorum , cok istedigim zaman da evde yagsiz olarak hazirlamaya calisiyorum ama bana kalsa bu aralar her gun fast food yiyebilirim. O da ayri bir sucluluk duygusu sebebi!
Neyse ki bu durum da birkac hafta sonra duzelecek ama yine de epey rahatsiz edici.
Bebise gelince, artik tekme yerine surtunme hissediyorum. Bu da yerinin artik daralmaya basladigini gosteriyor. Iki hafta sonra tekrar randevumuz var, bakalim ne kadar buyumus bizim oglan!


-Defne' nin annesi -

Tebrikler Kuzen!

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 15:36 2 yorum
2011 bizim icin buyuk surprizlerle basladi! Yeni bir bebisimiz oldu. Ama once bastan almam lazim.
Benim Almanya'da yasayan bir kuzenim var. Kendisi biri kiz, digeri erkek olmak uzere iki cocuk sahibi olup aslinda cocuk konusunu kapatmisti. Ama hayat surprizlerle dolu oldugundan ve evdeki hesap genelde carsiya uymadigindan, bizimki hic beklemedigi bir anda hamile kaldigini ogreniyor. Butun aile bu habere sasirip kaliyor ve kimse pek sevinemiyor cunku orada ona yardim edebilecek kimsesi yok ve bir bebek daha  onu cok yoracakti ama aslan kuzen dogurmaya karar veriyor.
Bu sefer herkes " insallah kiz olur da en azindan kizinin bir kiz kardesi olur " diye dusunurken , erkek olacagi haberi geliyor. Yine butun aile uzgun ama yapacak bir sey yok. Bebegin beklenen dogum tarihi yirmi bes Aralik 2010 ama diger ikisi gibi bu da gecikmeli olarak dogacak gibi gorunuyor. Bu arada isim dusunuluyor , karar veriliyor, her sey hazirlaniyor ama bebek bir turlu dogmak bilmiyor.
Hepimiz "akilli bebek bu, birkac gun icin butun seneyi kaybetmek istemiyor" modunda dalga geciyoruz, kuzenim de en sonunda doktordan pazartesiye kadar bekleriz, dogmazsa suni saciyla dogurturuz seklinde direktif aliyor.
Yilbasi ertesi kuzenimin Istanbul'daki kardesinden su haber geliyor :
"Ablam dogurdu ve Dortmund' un 2011'de dogan ilk bebegi oldugu icin gazeteciler ve televizyon roportaj icin gelecek. Bu arada erkek degil, kiz dogdu! "
Anlayacaginiz tam bir surpriz bebek! Hepimiz bu habere cok sevindik. Ailemiz gitgide buyuyor! Tabi erkek bebek olacagi dusunuldugu icin kiz ismi hic aranmadi, dolayisiyla simdilik ismi yok bebegin, tabi bugun birsey bulmadilarsa :)


Hosgeldin surpriz bebek! Sana upuzun, saglikli , guzel ve cok mutlu olacagin bir hayat dilerim!


-Defne' nin annesi -

2 Ocak 2011 Pazar

Hosgeldin 2011 de niye hemen hastalik getirdin :(

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 14:06 2 yorum
 Su satirlari yazarken bogazim sis, kulaklarim ve burnum tikali, vucudum kirik..Begenmedigimiz 2010 yilini hic hastalanmadan geciren ben, yeni yilin ikinci gunu yataklara dustum. Gece bogazimin agrisindan uyuyamadim ama sevgili kocacigimin gece yarisi usenmeden bana yaptigi nane-limon ve bal limon karisimlarindan sonra kendimi su anda daha iyi hissediyorum. Sansima hava da o kadar guzel ki!.
Bir suru plan yapmistik aslinda oraya buraya gideriz diye ama evdeki hesap carsiya uymadi.
Yeni yila pek iyi sayilmayan bir baslangic yapmis olsam da bu yilin bizim icin cok guzel olacagini biliyorum. En basta bu yil bizi bebisimize kavusturacak, Defne' min kardesi olacak, amerika'da yasayan ablam gelecek! Simdiden sabirsizlaniyorum. O yuzden bu hastalik viz gelir tirs gider. Allah beterlerinden saklasin diyor , hepinize guzel gunler diliyorum!


-Defne' nin hasta annesi-
 

deyda'nın dükkanı Copyright © 2010 Designed by Ipietoon Blogger Template Sponsored by Emocutez