12 Aralık 2011 Pazartesi

Bol sulu bir gün..

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 23:25
Bazı insanlar vardır, ilk görüşmede çok seversiniz hani. Çok ısınırsınız ve yakın hissedersiniz. İkinci #bloggerannebloggerbaba toplantısında tanıştığım güzel insan Derya da bunlardan biri oldu benim için.
Dün Twitter'da laflarken pat diye buluşmaya karar verdik. Ben de sabah Defne' yi okula bırakıp arkadaşım Çiğdem ile karşıya geçtim. 
Bu arada hava dün çok güzel ve sıcak olduğu ve bu sabah da aynı şekilde devam ettiği için çok kalın giyinmedim. 
Beyoğlu' nda yürürken bir ara sıcak bastı ve içimden "iyi ki ince giyindim" diye geçirip buluşma yerine vardım. 
Aslında sadece ikinci kez yüz yüze görüşmemize rağmen sanki kırk yıldır tanışıyormuşçasına sohbet ederken dışarıdaki hava değişimini hemen fark edemedik.
Bir ara kapıya bakarken yağmur damlalarını fark ettim. Fakat azıcık çiseliyor diye pek de önemsemedim.
Bir süre sonra hesabı ödeyip kalktık. Sevgili Derya işine, biz de Çiğdem ile yaptığımız bez pastalarının eksiklerini tamamlamak üzere Eminönü' ne doğru yola koyulduk. 
Dışarı çıkınca yağmur iyice hızlanmıştı. Yine önemsemedik çünkü hemencecik Tünel'e binip Karaköy' e, oradan da Eminönü' ne geçecektik. Fakat birkaç dakika sonra işin öyle basit olmadığını anladık. Tünel' e binene kadar epey ıslandığımız için ilk bulduğumuz yerden şemsiye almaya karar verdik. Nitekim Karaköy çıkışında hemen bir tane bulup aldık. Hava soğuk değil ama çok yağmurluydu. Eh artık şemsiyeli olduğumuza göre Eminönu tarafına yürümeye karar verdik. Ve yürürken nasıl büyük bir hata yaptığımızı far ettik!
Yağmur öyle hızlı ve ani bastırınca her yer su birikintisi oldu. Eh benim normal günlere göre olan ayakkabım doğal olarak su aldı. Bu arada köprünün  üstünden geçerken öyle bir rüzgar esti ki, bir ara şemsiyeyle beraber uçacağız diye düşünmedik değil. İşte bu noktada fazla kilolarım devreye girdi de bizi sımsıkı yerde tuttu :)
İşlerimizi hızlıca halletmeye çalıştık ama oralar çok kalabalık olduğu için her yerde şemsiye açamadık ve saç baş da ıslandı tabi.
Dönüşte artık montlarımız da iyice ıslandı ve yağmurun içimdeki T-Shirt' e geçtiğini hissettim. Bu arada vapura bindik ve o da ne?! İçeride hiç yer yok.  
Biz iki kafadar ıslanmış fare gibi tir tir titreyerek vapurdaki en kuytu köşeye sıkışmaya çalıştıysak da rüzgardan yine de fazlasıyla nasibimizi aldık. O anda bir zihni sinir projesi üretip şemsiyeyi açtık ve rüzgardan korunmaya çalıştık. İşe de yaradı ama sanırım o sırada şemsiye biraz hasar aldı.
Neyse ki vapur da direkt Kadıköy' e geçti ve biz hemen inip taksi çevireceğimiz caddeye doğru  koşarken zavallı şemsiye ruhunu teslim etti ve yamularak parçalandı. 
İşte olan o son elli metrede oldu. Resmen iki dakikada donumuza kadar ıslandık. Tabi o sırada taksi bulmak imkansız. Son bir gayretle elimizdeki kağıt! poşetlerini kafamıza geçirip kendimizi en yakın cafe'ye attık. Şansımıza orası sıcak içecekler satılan bir yerdi ve hemen ısınmak üzere yeşil çay söyledik. Bu arada Çiğdem'in sevgili kocası jet hızıyla gelip bizi aldı ve eve götürdü. 
Eve varır varmaz hemen sıcak bir duş alıp sıcacık patiklerimi giydim.
Bugün zatürre olmadıysam bir daha çok zor olurum herhalde.
Şu anda başım ağrıyor ama onca rüzgar ve ıslanmanın bedeli bu kadar olur, değil mi?









4 yorum:

cigdem on 25 Aralık 2011 23:00 dedi ki...

Okurken gülmekten yikildim. Neydi halimiz öyle :D

deyda on 26 Aralık 2011 00:35 dedi ki...

Haha! O an çok üşüdüysek de şimdi ben de hatırladıkça gülüyorum :))

yaruze... on 26 Aralık 2011 22:23 dedi ki...

merhaba,
bloğunuza ilk merhaba deyişim.Ben de çok seviyorum sanal ortam yoluyla gerçekleşen buluşmaları.Bu vesile ile bir dolu yeni arkadaş edinme fırsatı yakaladım.İyi şeylere de vesile oluyor bu dünya vesselam...
Görüşmek dileğiyle.
Dilerseniz bize de beklerim...

deyda on 26 Aralık 2011 23:36 dedi ki...

Hoş geldin sefalar getirdin :) Gerçekten çok güzel insanlarla tanışma fırsatı veriyor bize buralar.
Görüşelim elbet :)

Yorum Gönder

 

deyda'nın dükkanı Copyright © 2010 Designed by Ipietoon Blogger Template Sponsored by Emocutez