5 Kasım 2011 Cumartesi

Bir hastane macerası..

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 23:29
Bu hafta başında pat diye beş buçuk yaşındaki yeğenimin apandisiti patladı. Aslında bir hafta öncesinden karnım ağrıyor diye söyleyip duruyordu ama biz okula gitmek istemediğini düşünüp çok ciddiye almadık. Bu sene ana sınıfında olduğu için oyundan ziyade ders ve okuma yazma alıştırmaları gördüklerinden, Eda sürekli çok sıkıldığını, eskisi gibi oyun oynamak istediğini, hatta sık sık okula gitmek istemediğini söyleyip duruyordu. Ani karın ağrısı şikayeti olunca da okul işine yorduk.
Fakat normal şekilde gidip gelmesine rağmen karın ağrısı şikayeti devam edince, okuldaki hemşire doktora götürmemizi önerdi. Doktor önce apandisitten şüphelendiyse de, yaptığı muayenede bizimki doğru dürüst tepki vermeyince yanlış alarm diye düşünüp bizi geri gönderdi.
Buna rağmen Eda' daki karın ağrısı dinmedi. Fakat birkaç gün okula gitmeye devam etti. İki gün sonra şikayetler devam edince yine doktora gidildi. Tekrar apandisit muayenesi yapıldı ve muayene sırasında öyle aman aman bir ağrı olmayınca bağırsak enfeksiyonundan şüphelendi doktor. Bu arada ikinci bir doktorun fikri alındı, o da muayene edip aynı sonuca vardı. Aradan beş gün geçmişti fakat iyiye gideceğine tablo gitgide kötüleşiyordu. Bizim Edoş okula da gidemez oldu. Üstelik ateşi de çıktı. Araya hafta sonu da girince pazartesine kadar beklemeye karar verildi. Bu arada ateşi gündüz iniyor, akşamları ise çıkıyordu. Artık pazar akşamı ateşi kırka çıkınca doktor tekrar arandı. O da daha fazla bekleyemeyeceğimizi, artık acil bir çocuk cerrahına görünmesi gerektiğini söyleyip bizi başka bir doktora yönlendirdi.
Pazartesi sabah erken cerraha gidildi. O da önce apandisitten şüphelenip aynı muayeneyi yapıp olmadığına karar verdi. Üç doktorun da söylediği, bu muayene sırasında çocuğun ağrıdan ortalığı yıkması gerektiğiydi. Fakat bizimki tam tersine ne aşırı bir tepki verdi, ne de yürüyüşünde bir sıkıntı vardı. Yine de doktor ultrasonda da bakmak istedi ve bingo! Apandisit patlamış, zehrini de akıtmıştı.
Meğerse bizimkinin ağrı eşiği çok yüksek olduğu için üç doktoru da yanıltmıştı. Cerrah hemen ameliyat olmasına karar verdi. Apar topar ve bir dakika daha beklemeden.
İçerideki tablodan emin olamıyordu, zehrin diğer organlarına ulaşıp ulaşmadığını kestiremiyordu.
Edoşum ameliyata alınırken bizler korku içinde bekledik.
Sonunda doktor geldi ve bizi dehşete düşüren olayı anlattı. İçerideki tablo beklediğinden çok daha berbatmış. Apandisitin yarısı çürümüş, bağırsakları ve karın boşluğunu saran ifrazatın ortasında taşlaşmış bir dışkı parçası varmış ve büyük ihtimalle bu olayın olmasına bu dışkı sebep olmuş.
Ameliyattan sonra en az beş gün hastanede kalmasına karar verildi. Bu arada çok yoğun bir antibiyotik tedavisi uygulandı. Hatta ilaç o kadar ağırdı ki, karaciğerine yüklenmemek için doğru dürüst ağrı kesici bile alamadı kuzu. Beş günde dört kilo verdi. Ifrazat ameliyat sırasında temizlenmişti doktor tarafından ama yine de ne olur ne olmaz diye diren de koydu (içerideki pislik dışarıya akabilsin diye boru gibi birşey).
Bu beş gün boyunca en büyük korkumuz olan ateşi çıkmadı kuzunun. Bu da başka bir enfeksiyonun oluşmadığının göstergesiydi. Yine de ömür boyu dikkat etmesi gerekiyor Eda' nın. Sürekli hareketli olması gerekiyor yoksa bağırsaklarının yapışma ihtimali olabilirmiş.
Yine de çok şükür diyoruz çünkü biraz daha geç kalınsaydı kaybedebilirmişiz onu.
Siz siz olun, çocuğunuzun her türlü ağrısını ciddiye alın. Hangisinin ağrı eşiğinin yüksek olduğunu bilemiyoruz malesef böyle ciddi şeyler yaşanmadan.

2 yorum:

ÇokBilmiş on 6 Kasım 2011 00:05 dedi ki...

Of of of, çok ağır bir olay atlatmışsınız. Çok çok geçmiş olsun Ne diyeyim bilemedim. Çok fena oldum okurken...

deyda on 6 Kasım 2011 08:59 dedi ki...

Evet cokbilmis, gercekten cok agir bir olay. Cok sukur yine de iyi bitti hersey.

Yorum Gönder

 

deyda'nın dükkanı Copyright © 2010 Designed by Ipietoon Blogger Template Sponsored by Emocutez