24 Haziran 2011 Cuma

Defne' den inciler.

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 22:09 0 yorum
Defne su anda yirmi sekiz bucuk aylik ve konusmayi iyice sokmus olmanin verdigi hazla hic susmuyor. Sabah kalktigi gibi basliyor ve yatana kadar devam ediyor. Sustugu tek bir zaman var, o da dondurma yediginde. Bu arada beni cok sasirtiyor kurdugu cumlelerle. Aramizdaki diyaloglardan bazilari asagidaki gibi :


Ben   : Defne beni kizdirma , kizdirirsan seni ceza sandalyesine oturturum! (Yaramazlik yaptigi zaman iki
           dakika boyunca oturttugum bir sandalyesi var)
Defne : Yok, doversin!
Ben   : ???????? Kocaman Dumur!

Defne yogurdu yemege karistirarak degil de ayri yemeyi sever. Ben de yemek cabuk sogusun diye karistirip  tabagi onune koyunca bizimkinin cevabi :
-Anne, yaptigini begendin mi?

Yolda yururken yanimizdan gecen kocaman kopegi goren Defne bir anda ciglik cigliga aglamaya baslar.
Ben    : Noldu????
Defne : Annneeeeeeeeeyyyyy, kopek beni isiriyooooooorrrr!!! uuuhuuuuuuuuuu
Ben    : ????????

Bunun gibi daha neler neler!

20 Haziran 2011 Pazartesi

Uyku egitimi Vol.2

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 14:28 0 yorum
Defne'ye uyku egitimi verdigimde tam on bir bucuk aylikti. Onu sallamaktan bikmis ve o anda bu isi bitirmeye karar vermistim. O kadar basarili olmustum ki, bir cocugum daha olursa bunu dort aylik olur olmaz yapmaya o gun karar vermistim.
Simdi ise o an geldi catti. Emir dort aylik olmak uzere ve feci kucak bebegi oldu! Aslinda dogar dogmaz kendi kendine cok guzel uyuyabilecekken asiri kalabaliktan (her gun dokuz kucuk cocuk ve bes yetiskin bir arada) ve Defne' nin kiskanc tavirlarindan kucaga alismak zorunda kaldi. Onu kucagimdan baska yerde yatirmaktan korkmus ve bu hale gelmesine sebep olmustum.
Simdi bunu duzeltme zamani geldi.
Defne' de yatir kaldir yontemini basarili bir sekilde uygulayinca , Emir' de de aynisini yapmaya karar verdim. Tek farkla : Defne' de gece uykusuyla baslamistim, Emir' de ise gunduz uykusuyla.
Emir o kadar inatci cikti ki, aglamaktan yorgun dusup uyuyana kadar tam bir saat on dakika gecti. Tracy Hogg'a gore ortalama surenin yirmi dakika oldugunu varsayarsak, bu oldukca uzun bir sure. Ama yilmadim, devam ettim. Hem onun iyiligi icin, hem de kendim icin.
Emir bebek arabasinda, ana kucaginda vs. uyuyamiyor. Illa kucakta uyuyacak, sansimiz varsa pusete/ana kucaginda uyumaya devam edecek. Yoksa yine kucaga alinacak ve slingde uyuyacak. Artik cok agirlastigi ve bende iki tane boyun fitigi oldugu icin bunu bir an once halletmem gerekiyor.
Ilk denemenin uzerinden iki saat gecti ve hala uyuyor Emir oglum. Belli ki cok yorulmus kucugum ama gunler gectikce daha kolay uyuyacak, biliyorum. Ne de olsa tecrubeyle sabit.
Derken simdi uyandi!
Devami yarin.

11 Haziran 2011 Cumartesi

Yuh artik!

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 23:34 0 yorum
Dün gece çocukları yatırıp Emir' i de tekrar emzirdikten sonra hemencecik yatıp mümkün mertebe fazla uyumayı amaçlamıştım. Tabi Türkiye' de yaşadığımı hesaba katmadan yaptım bu talihsiz programı!
Tam gözlerimi kapatıp derin uykuya geçmek üzereyken, birden taktaktaktaktak diye bir sesle uyandım. Etrafıma baktım, yanımda kocam ve oğlum mışıl mışıl uyuyorlar.
Banyoya gidip diş duşunu kontrol ettim (dişlerimi fırçaladığım harika bir sistem), o da kapalı. Bu sefer evin içinde dolaşmaya başladım ama açık kalıp da o sesi çıkarabilecek herhangi bir şey bulamadım. Bu arada sinirim tavan yaptı çünkü bir ses var ortada ama kaynağını bulamıyorum. Bulsam hemen kapatıp Emir tekrar uyanmadan birazcık uyumaya çalışacağım.
En son balkona çıktım artık. Bir de ne duyayım - ses dışarıdan geliyor! Bu arada saat 23.58, yani gece yarısına iki dakika var!
Meğer bizim arka binamızdaki inşaatta çalışma devam ediyormuş. Resmen gözlerime inanamadım! Çok klişe olacak ama böyle bir şey ancak Türkiye' de olur. Yuh ve pes artık dedikten sonra ilk işim Belediye' ye şikayet etmek oldu ama tabi gece yarısı olunca karşımda sadece telesekreteri bulabildim.
Bu nasıl bir saygısızlık, terbiyesizlik ve cürettir yahu? Bu ülkede hiç mi insan hakları yok? Nasıl bu kadar umursamaz olabilir insanlar? Siz inşaatı bitireceksiniz diye ben gece yarısı sizin gürültünüzü dinlemek zorunda mıyım?
Böyle şeyler oldukça çekip gidesim var buralardan..

7 Haziran 2011 Salı

Roomba'siz hayat coook bayat :))

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 14:48 13 yorum
Yepyeni bir yardimcim var artik.  Cok akilli kendisi, hem de cok caliskan. Ustelik dili de yok! Tanistirayim : Iste Roomba!
Su iki kucuk cocuklu hayatimda basima daha iyisi gelemezdi. Surekli birseyler dokuluyor yerlere, zirt pirt supurmek gerekiyor. Zaten feci uykusuz olan ben bir de bunlarla ugrasmak zorunda kaliyordum. Ama artik benim yerime Roomba hallediyor temizlik isini.
O kadar akilli ki, toz sensoru var. Nerede toz varsa oraya gidiyor. Bakmayin yuvarlak olduguna, koseler icin minik fircasi var, onu cikariyor ve butun koseleri de silip supuruyor. Ustelik zaman ayari da var. Istersem her gun ayni saatte kendiliginden supurmeye basliyor. Simdi diyeceksiniz ki   sarji biter bunun ama benim Roombam o kadar akilli ki, sarji bitmeden kendini sarja takiyor.
Bence en iyi icatlardan biri bu, asla vazgecmem kendisinden!
 

deyda'nın dükkanı Copyright © 2010 Designed by Ipietoon Blogger Template Sponsored by Emocutez