31 Ekim 2010 Pazar

Yirmi aylik cocukla seyahat

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 14:18 2 yorum
Carsamba'dan beri yazamiyorum cunku geldigimiz yerlerde inernet ulasimi kisitli. Defne ile seyahatimizin nasil gectigini sizinle paylasmak istedim.
Cocuklu arkadaslarimin tavsiyesi uzerine yanima iki yerine dorder yedek kiyafet, bir suru bez, mendil, atistirmalik ve oyuncak aldim ve annemle beraber Defne ile yola ciktik. Oglen uykusuna saat  birde yatigi icin ve ucak saati tam o zamana denk geldigi icin ucakta uyuyacagini varsayarak rahat rahat gittik ama bizimki havaalanina gelir gelmez pusette uyuyakaldi ve ucaga binene kadar uyudu. Biz de en azindan lounge' da rahat rahat oturabildik. Tam ucaga binerken bizimki uyaniverdi. Dolayisiyla ucak yolculugu boyunca kah koltuga oturdu, kah kalkti, dergileri yirtti, boya yapti vs. Allahtan sadece iki saat surdu de cok fazla bunalmadan yolculuk bitti.
Gidecegimiz yere varmak icin bir de otobuse binmemiz gerekiyordu. Vardiktan iki saat sonra otobus kalkmak uzere hareket etti ve ancak o zaman yanimda getirdigim DVD playeri cikardim. Bu aralar favorisi olan Winnie the Pooh cizgi filminin yeni bir CD'sini de koyunca bizimkinin giki cikmadi. Bir sure sonra uyuyakaldi ve boylece yolculugumuz sorunsuz tamamlandi.
Simdi donus icin yeni numaralar bulmam gerekiyor cunku winnie 'yi en az yuz defa seyredip ezberledi. Bakalim  donuste de bu kadar sansli olacak miyim (ki hic sanmiyorum) ama yine de bakalim.


-Defne'nin annesi-

20 Ekim 2010 Çarşamba

Yemek krizlerimiz devam ediyor

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 14:32 0 yorum
Daha önce de Defne' nin yemek konusunda ne kadar seçici olduğunu yazmıştım. Bu durum maalesef aynen devam ediyor.
Sebzelerden hiçbirini yediremiyorum. Yedirebilmek için bin bir numara çeviriyordum ama ne yapsam çakıyor-du! Du dedim çünkü en son zihni sinir projelerimden biri işe yaradı. Çok sevdiği mantıya neredeyse gozle görülmeyecek kadar küçük kestiğim kereviz ve havuç ekledim, üzerine bol yoğurt ve ev salçası döktüm veeee hepsini yedirdim! İlk defa yemen savaşını ben kazandım ve kendimle gurur duyuyorum! :)
Gördüğüm diğer çocuklar sevmeseler de en azından yemeğin bir kısmını yiyorlar, benimki anında geri püskürtüyor. Allahtan et, tavuk , balık yedirebiliyorum az da olsa yoksa herhalde kafayı yerdim. Sebze yemiyor ama meyve çok seviyor, özellikle de elma ve mandalina. Bir de limon aşığı, bıraksam her gün sadece limon yiyecek. Gördüğü zaman kıyameti koparıyor, bir dilim vermezsem deliye dönüyor! Geçenlerde yine bir dilim verdim ve onu bütün akşam kemirdi, sadece kabuğu kaldıysa da geriye onu da bırakmak istemedi ve ancak gece uykusuna yattıktan sonra alabildim elinden!
Defne' ye hamileyken ben de sürekli ekşi ve acı yedim. Bu da bebeğin doğduktan sonra aynı tatları tercih ettiği tezini doğruluyor. Bu sefer daha çok tuzlu ve tatlı seviyorum. Bakalım bu minik de öyle mı olacak.
Bir diğer konu da Defne'nin bir gün çok sevdiği bir yemeği ertesi gün kesinlikle ağzına koymaması. Hah , bunu çok sevdi, hepsini bitirdi dediğim bir yemeği ertesi gün ya da birkaç gün sonra asla yediremiyorum. Bütün çocuklar mı böyle yoksa benimki mi numune olan?
Küçükken ben de acayip seçiciydim yemek konusunda, hatırlıyorum, makarnadan başka bir şey yemek istemezdim. Hatta bir defasında annemin önüme koyduğu çorbayı yememek için mutfaktaki duvar kağıdına dökmüştüm. Çok küçüktüm ama hiç unutmadım bu olayı.


Herhalde annem bana o gün beddua etmiş olmalı ki benim de yemek konusunda inanılmaz zor bir kızım oldu :)


- Defne' nin çaresiz annesi-

19 Ekim 2010 Salı

Hamile ve bebekli seyahat

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 16:34 0 yorum

Onumuzdeki hafta annemle beraber Sirbistana gitmeyi dusunuyoruz. Annemin akrabalari genelde hep orada ve uzun zamandir gormedik. Hamile ve kucuk cocuklu oldugum icin nasil gideceksin diye soruyor herkes ama yanimda annem oldugu icin zorlanacagimi pek sanmiyorum. Pinar reklamindaki gibi , " birtek annem olsun bana bisey olmaaazzz " diye dusunuyorum. 
Herkesin annesi elbette ayni degil ama benim annem dunyanin en guclu, en korumaci annesi. Onunla degil Sirbistana, fizana bile korkmadan giderim! Defne' nin de icabina bakar, benim de.. 
Seneye giderim diye dusundum once ama o zaman iki cocuklu olacagim ve asil o zaman yorulacagim. Dolayisiyla firsatim varken aradan ciksin istiyorum. 
Seyahat sonrasi yasadiklarimi paylasacagim, bakalim gercekten de ne kadar zorlanmisim, gorecegiz .
Simdilik hazirliklariyla ugrasiyorum, Defne oglen uykusundan uyandigi zaman onu fotografciya goturecegim. Gecen sene amerikaya giderken de vesikalik cektirmistik ve cok guzel hatira kaldi. Aslinda her sene cektirmek lazim, buyuyunce onun da kesin hosuna gider eski vesikaliklarini gormek.

Birazdan kalkacagi icin ben de hazirlanmak uzere sizi opuyorum!

-Defne' nin annesi-





17 Ekim 2010 Pazar

20.hafta

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 23:37 0 yorum
Evet, cok hizli bir sekilde 20. haftaya gelmisim. Karnim birden cok buyudu, sanki bir haftada iki katina cikti.
Bir haftadir migren ataklari neredeyse ugramaz oldu (cok sukur!). Bulantilarim da cok ama cok azaldi. Defne'ye hamileyken bulantilarimin alti bucuk ay devam ettigi dusunulurse, bu gercekten buyuk bir gelisme. Onun disinda her ay tiroid hormonlarima baktirmaya devam etmem gerekiyor.
Genel olarak kendimi iyi hissediyorum, tabi bir bucuk yasinda cocugu olan bir hamilenin olabildigi kadar iyi! Defne bitmek tukenmek bilmeyen enerjisiyle beni butun gun oyle bir yoruyor ki, ne zamanin nasil gectigini anliyorum, ne de sikayet edecek zamanim oluyor. Hala aksam oldu mu sizip kaliyorum cogu zaman.


Defne' ye hamileyken kilometrelerce yuruyebilen ben simdi cok cabuk yoruluyorum. Kasiklarimdaki kramplar devam ediyor. Yuzdugum gunler agri hafifliyor ama her gun yuzemiyorum  malesef. Ilk hamileligimde bu kadar rahat yuruyebildigim icin yuruyemeyen hamilelerin naz yaptiklarini dusunurdum hep. Simdi de Allah' in sopasi yok, ayni sey benim de basima geldi. Bilmeden konusmanin yanlis oldugunu bir sekilde ogreniyor insan, basina geldikce ogreniyor. Nasil her cocuk farkli bir karakterle doguyorsa, her hamileligin de kendine ait bir karakteri oluyor. Kimi sakin ve rahat, kimi zor ve ugrastirici..ama yine de cok sansliyim. Hamileligi esnasinda ic organlari iflas etme noktasina gelen bir iki arkadasim var. Bunun gibi kac tane komplikasyon olabiliyor, ben yine de cok sukur rahat sayilirim.


Hamileligin tam ortasindayim. Cok komik, Defne yirmi aylik, karnimdaki ise yirmi haftalik. Doguma bes ay daha var. Aslinda cok gibi gorunuyor ama simdiye kadar vaktin nasil hizli gectigini dusundukce aslinda cok az kaldigini gorebiliyorum.


Hem ailemize yeni bir uye katilacagi icin seviniyorum, hem de Defne' nin pabucu ister istemez birazcik da olsa dama atilacagi icin uzuluyorum. Umarim cok etkilenmez. Aralari az olacagi icin belki de cok fazla farkinda olmaz diye umuyorum ama onu da hep beraber bekleyip gorecegiz.


- Defne' nin gobekli annesi -

15 Ekim 2010 Cuma

Annelik ve calismak..

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 16:23 0 yorum
Calisan anne olmak konusunda daha once hic dogru durust fikir sahibi olmadigimi fark ettim. Ne gibi zorluklarla karsilastiklarini, neleri feda etmek zorunda olduklarini, evlatlariyla ne kadar az zaman gecirebildiklerini hic fark etmemistim.
Tabiki benim gibi kendi isinin sahibi kadinlari bunun disinda tutuyorum, ne de olsa baskasinin yaninda calisanlardan cok daha ozgur ve esnek olabiliyoruz. En basit ornegi vermem gerekirse, cocugumuz hasta oldugu zaman ise gitmeyebiliyoruz, baskalarindan izin almak icin yalvarmamiz gerekmiyor, cocuklarimizin okul gosterilerini kacirmiyoruz ve bunun gibi bir suru ornek.
Evlenmeden once, bekar bir iskolik olarak butun bunlarin ne kadar onemli oldugunun farkinda degildim. Evlenip coluk cocuga karisinca calisan anne olan arkadaslarimin yasadiklari zorluklari gordukce sistemde buyuk bir hata oldugunun farkina varmaya basladim.
Bazi arkadaslarim en azindan cocuklarini annelerine ya da kayinvalidelerine nirakacak kadar sansli. En azindan cocuklarini cok iyi bakildigini bildikleri icin bir nebze daha rahatlar. Fakat bakici ya da kres tek cozum oldugu noktada bu zorluklar iyice icinden cikilmaz gibi oluyor.
Yazin tatilde tanistigim bir arkadasim beni derinden etkileyen bir ornek verdi. Kendisi Avrupa yakasinda ikamet ediyor, isi ise Anadolu yakasinda, hem de en ucunda. Kucuk bebegini bakicisina emanet edip ise gidiyordu. Bir gun isteyken bakicisi telefon acip hemen eve gelmesini , cunku her an bebege zarar verebilecegini soyledi!!! Dusunebiliyor musunuz! Hem sehrin bir ucundan eve hemen nasil gidecek diye dusunuyor, hem de butun bunlari patrona izah edip izin almasi gerekiyor..Korkunc!!
Hala dusundukce tuylerim diken diken oluyor. Bunun gibi bir suru hikaye duydum.
Bunun disinda malum kis mevsimine giriyoruz, cocuklar zirt pirt hasta oluyor. Her hastalikta izin almak imkansiz. Yavrularin anneye en cok ihtiyac duyduklari zamanlarda onlara baskalari bakiyor, anneler ise kahroluyor!
Butun bunlari cozmek icin birseylerin yapilmasi gerekiyor. Isyerinde kres cozumlerden biri ama bu o kadar az isyerinde var ki!


Nasil olmali bilmiyorum ama acilen birseyler yapmali!


-Defne'nin annesi-

14 Ekim 2010 Perşembe

karisik karmakarisikkkkk...

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 14:53 0 yorum
Buraya yazi yazmayali epey oldu ama son zamanlarda buna pek firsatim olmadi. Bizim evde on iki gun tadilat vardi ve biz bu sure zarfinda iki sokak ustumde oturan kardesimde kaldik. Orada da iki cocuk oldugu icin Defne acaip mutlu oldu. Onlarla azdi, zipladi, hopladi, oynadi ve tabiki de beni cok yordu. Hatta o kadar yoruluyordum ki , aksam Defne'yi yatirdiktan hemen sonra dokuz , dokuz bucuk gibi salondaki koltukta siziyordum surekli. Dolayisiyla yazi yazmak son iki haftadir imkansizdi benim icin.  Iki uc gundur tekrar evimizdeyiz ama bu sefer ev yerlestir, duzenle derken yine cok vaktim olmuyor. Defne uyudugu zamanlar yapabiliyorum bunlari sadece o yuzden yavas ilerliyor hersey. Bugun artik kendimi kotu hisettim de biraz birseyler yazayim diye ara verdim.
Bu arada bu haftasonu dort ayim bitiyor. Bununla ilgili yazim bir iki gune gelecek.
O zamana kadar bu karisik evi duzene sokmam lazim!


-Defne'nin hem evi hem kafasi karisik annesi-

8 Ekim 2010 Cuma

Sonbahar-kış gibiyim

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 22:04 2 yorum
Havalar gibi ben de kapandım, karanlık ve soğuk oldum.
Herşeye ağlayasım var yağmur gibi..
İçip içip sızasım var.
İçmeden akşamdan kalmayım oysa.
Ondan mı hergün, geçmeyen başağrım?
Oysa her sabah güneşimle uyanıyorum,
O uykuya dalınca ben başlıyorum kendimi dinlemeye, yağmurlar da başlıyor yağmaya..
Bu da ikinci lohusa depresyonu mu ne?
Fazla yazasım da yok günlerdir,
Buyrun burdan yakalım..

Ayda'nın annesi


7 Ekim 2010 Perşembe

Emzirme Reformu her yerde!

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 12:20 0 yorum
Sevgili blogcuanne Elif ve calisan gebe Simge'nin birlikte ortaya çıkardıkları Emzirme Reformu çığ gibi büyümeye devam ediyor. Çalışan annelerin en büyük sorununa nihayet birilerinin parmak basması o kadar sevindirici ki! Daha da güzeli, bu sefer başları dimdik bir şekilde  ünlü ünsüz birçok kişinin bu harekete tam destek vermesi. Birçok dergi ve yazarın köşelerinde bu Reform' dan bahsediliyor ve göründüğü üzere bunca mağdur anneyi artık kimse durduramaz! Uzun zamandır kariyer ve bebek arasında seçim yapmaya zorlanan kadınlar boyunlarını eğmek zorunda kalmayana kadar bu Reformu desteklemeye ve yaymaya devam etmeliyiz sevgili anne ve babalar.
Bir sürü güzel fikir geliyor anne ve anne adaylarından, yürüyüş yapmak, oturma eylemi yapmak gibi. Hatta bunun için gerekli yerleden izin almaya da çalışılıyor.
Bunların hepsi çok sevindirici.


Kadınların Emzirme Reformu ile ilgili azmini ve kararlılığını gördükçe bizi artık kimsenin durduramayacağını görüyoruz.


Ey gaddar işverenler ve diğerleri, dikkat edin geliyoruz, hem de bu sefer çok fena bir şekilde!


-Defne ve Ayda'nın anneleri-
 

deyda'nın dükkanı Copyright © 2010 Designed by Ipietoon Blogger Template Sponsored by Emocutez