28 Aralık 2010 Salı

Bebekli hayati kolaylastiran pratik urunler 1

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 14:36 2 yorum
Hep bebeklerimiz konusunda yaziyoruz ama bebekli annelerin hayatini kolaylastiran urunlerden de bahsetmemek olmaz diye dusunuyorum. O yuzden kendi kullandigim ve test edip onayladigim urunleri de burada paylasmaya karar verdim. Umarim yeni annelerin isine yarar.
Benim ablam Amerika' da yasadigi ve onun da kucuk bebegi oldugu icin surekli en son urunlerden haberdar oluyorum. Onun ziyaretine gittigimizde de isimize yarayan bir suru urunle donuyoruz.
Bunlardan ilki yanda resmini gordugunuz emzik temizleme mendili. Nasil bizde islak mendil satiliyorsa, orada da tamamen dogal urunlerden yapilan emzik temizleme mendilleri satiliyor. Benim cocugum emzik kullanmiyor diye dusunmeyin, bununla biberon ve bebegin agzina aldigi bilimum oyuncagi vs de silinebiliyor. Disarida oldugum zaman bunlar benim hayatimi kurtariyor.
Defne hala emzik kullaniyor ve bazen sinirlenip sokagin ortasina ativeriyor. Hemen cikariyorum bir tane mendil, guzelce siliyorum emizigi ve tekrar hanimefendiye veriyorum. Bu sekilde bir suru emzik tasima sorununa da cozum bulmus oldum.
Bu urunu getirtme sansiniz varsa , hic tereddut etmeyin derim!


-Defne'nin pratik annesi-

25 Aralık 2010 Cumartesi

30.Hafta

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 14:51 5 yorum
Bugun kontrole gittik. Once hemsire her zamanki gibi tansiyon ve kilo olcumu yapti. Bunu goren Defne hemsireye dusman kesilip "anne aciiiiiiii anne aciiiii" diye bagirmaya basladi. Yazik, hemsirenin canimi yaktigini dusundu. Ben ne kadar da canim acimiyor dediysem de inandiramadim. Nitekim ultrason esnasinda doktorumuz hemsireyi disari cikardi da Defne rahat bir nefes aldi :)
Bu hafta oglum yaklasik 43 cm ve 1650 gr civarinda. Hos Defne' de de, Ayda'da da bu olcumler cok yanlis cikti ama doktoruma bunu anlattigimda dedigi sey :"sehir efsanesi gibi, hic bu kadar sapma duymadim !" Bakalim bu sefer dogru cikacak mi olcumler.
Cok sukur hersey yolunda gorunuyor, yalniz bu sefer de resim alamadik. Beyefendi pek nazli, hep yuzunu sakliyor! Hatira olsun diye dort boyutlu bir resmi olsun istemistim ama kismet degilmis. Bir sonraki randevumuz uc hafta sonra ve o zaman artik resim cekilemeyecek kadar buyumus oluyorlar. Eh yani , benim yapabilecegim bir sey yok, kendi sucu :)
Kemiklerini olcerken bu cok iri kemikli bir bebek dedi doktor. Ne demek istedigini anlayamadim ama kalin kemikleri var demek istediyse babasina cekmis :)
Bendeki degisikliklere gelince : belim cok agrimaya basladi. Defne'de hic oyle bir sorunum olmadi. Bunda yatsam da , otursam da belim agriyor. Hamileler bilir, genelde sol tarafa yatmak gerekiyor ama bunu da beceremiyorum. Surekli yer degistiriyorum ve hangi tarafa yatarsam yatayim belim agrimis bir sekilde uyaniyorum. Bunu buyuklerimize anlattigim zaman "eh erkek bele vurur" diyorlar. Cok komik geliyor bana bunlar. Hos benim hamileliklerimde dogru aslinda, kizimda bel agrisi cektigimi hatirlamiyorum. Ama yine de oyle bir genelleme yapmalari cok komik. Aynen kizda karin yayvan , erkekte sivri olur demeleri gibi. Bende ikisinde de sivriydi .
Onun disinda doktor bana "rica ediyorum mumkun oldugunca yat ve dinlen" dedi. Ben "saka yapiyorsunuz heralde" deyince de "biliyorum Defne cok hareketli ve yorucu ama senin de dinlenmen lazim" dedi. Nasil olacaksa??
Hatta Defne yuzunden magnezyum dozunu gunde ikiye cikardi. Ama ben cogu zaman o tek dozu bile almayi unutuyorum.
Bundan sonra bir kez uc hafta sonra , sonra iki hafta sonra, en sonunda haftada bir kontrole gidecegim. Zaten ondan sonra pek bir sey kalmiyor. Sona iyice yaklasiyoruz.


-Defne' nin hamile annesi-

24 Aralık 2010 Cuma

Almanca oyun grubuyla kurabiye yaptik

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 20:04 9 yorum



 Bugun Almanca oyun grubumuzla kurabiye yapmaya karar verdik. Biz Defne ile bunu daha once yapmadigimiz icin ne kadar aktif olacagini kestiremedim. Ustelik Defne'nin normalde uyudugu bir saatte denk gelecegi icin cok huysuz olacagini dusundum.
Bunu onlemek icin onu sabah once parka goturdum. Bu sekilde iyice yorulmasini sagladim ve oglen uykusuna erken yatirdim. Iki - iki bucuk saat uyumasini beklerken bizimki bir saat sonra anneeeyyyyyy diye uyandi. Uykusunu almasi icin tekrar uyutmaya calistiysam da pek basarili olamadim.. Biz de bu sekilde vaktinde oyun grubuna katilabildik.
Defne kurabiye hamurunu oyun hamuru sandi ve onu cok sevdigi icin hemen oynamaya basladi. Oklavayla once hamuru inceltti, sonra da degisik kaliplarla kurabiyeler yapti. Bu arada grubumuzun erkegi Kubilay cogunlukla isi kizlara birakip uzaktan bakmaya karar verdi. Erkek milleti daha bu yasta yemek isini kizlara
yigmaya calisiyor anlasilan :)
Butun kurabiyeleri tepsilere koyduktan sonra susleme isine gectik. Burada kizlar arasinda ara ara kavga ciktiysa da hepsini susleyebildik. Kimi zaman butun susleri tek kurabiyeye boca ettik, kimi zaman da cikolatalari cok begenip sus olarak kullanmaktansa yemeyi tercih ettik ama sonuc olarak hepsini bitirdik. Bu arada Kubilay kizlarin arasindaki cekismeye hic katilmayarak bize akilli bir erkek oldugunu gosterdi :)
Kurabiyeler pistikten sonra hep beraber oturup afiyetle yedik, hatta birer poset de babalarina vermek uzere eve getirdik.
Sonuc da hic fena olmadi :)
Ozellikle benim icin cok yorucu oldugu halde cok eglenceli gecti. Oyun grubunuz varsa tavsiye ederim :)


Defne' nin ilk kurabiyesi olarak tarihe gececek bu resim :)


-Defne' nin annesi -

19 Aralık 2010 Pazar

29.Hafta

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 21:33 4 yorum
Resim Turkmedikal.net sitesinden alinmistir




Artik yirmi dokuz haftalik oldum ve yavas yavas hamileligin vermis oldugu yan etkileri tekrar hissetmeye basladim. Bebek artik buyudugu icin tuvalete gitme ihtiyacim hic bitmiyor gibi birsey.
Midem basketbol topu kadar olan rahmim tarafindan iyice yukari itildiginden, az yemek yesem bile rahatsiz oluyor ve sanki dunyalari yemisim gibi siskinlik hissediyorum.(Bu aslinda hic fena olmadi cunku son zamanlarda yedigim tatlilarin-ozellikle de cikolatanin-haddi hesabi yok!) Beni en cok rahatsiz eden tarafi, yemek yer yemez midemin eksimesi, hatta cogu zaman mide suyunun agzima gelmesi. Bunu Defne'ye hamileyken hic yasamamistim. O zaman karnim cok daha kucuk oldugu icin bu kadar rahatsizlik vermiyordu ama gercekten de ikinci hamileliklerde karin cok daha buyuk oluyor-tabi eger adiniz Ebru Salli degilse :)
Bir de Braxton Hicks denen yalanci kasilmalar basladi ki, onlar da bazen rahatsizlik vermiyor degil. Bunlar bile Defne'ye hamileyken daha hafifti sanki.
Gobegim surekli buyudugu icin Defne birtakim seylerin farkinda gibi. Bebek diyeyip seviyor, oksuyor daha cok karnimi ama sanirim oyun saniyor. Henuz basina geleceklerden haberi yok tabi. Umarim cok fazla kiskanmaz ama bu konuda hic sansim yok gibi cunku bu aralar kucagima baska bir bebek aldigim anda deliriyor. Ne yapacagiz bilmiyorum. Iki ay sonra dogum gunu var Defne'nin. Umarim iki yasini doldurunca biraz daha ilimli olur :)


-Defne' nin koca gobekli annesi-































12 Aralık 2010 Pazar

28.Hafta

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 14:24 0 yorum
Son trimester'e girmis bulunmaktayim artik. Teknik bir arizadan dolayi kendi resmimi yukleyemedim ama onu da en kisa zamanda ilave edecegim.
Gecen hamileligim cok yakin bir zamanda olmasina ragmen bazi seyleri cok cabuk unutmusum. Mesela icimdeki minik'in tekmelerinin (henuz) ne kadar guzel bir his oldugunu, ani hareketlerden kacinmam gerektigini - bu aralar hep unutuyorum, sonrasinda karnima agri giriyor-artik egilmenin zor oldugunu, ayaklarimi belli bir zamandan sonra goremedigimi vs . vs.
Gercekten cok cabuk unutuluyor her sey!
Bu arada hala bir isim bulamadim ve hosuma giden bir sey de yok henuz. Herkes yavas yavas karar vermem gerektigini , yoksa isim konusunda daha da zorlanacagimi dusunuyor ama ne yapayim, icime sinen bir isimim bulamiyorum.
Iki hafta sonra tekrar kontrolumuz var, bakalim bu sefer beyefendi yuzunu gosterecek mi. En son gittigimizde kollarini yuzunun onunde capraz baglayarak yuzunu sakladi ve birsey goremedik.. Umarim bu sefer uslu olur.
Defne' de de guzel bir foto yakalayamamistik, umarim bu sefer basaririz!
Artik sadece iki bucuk ay kaldi doguma ve iki cocuklu bir aile olacagiz. Her sey daha zor, daha yorucu ama ayni zamanda daha keyifli olacak. Yenidoganlara bayildigim icin oglumun kokusunu simdiden ozledim. Defne izin verdigi olcude minigimi bol bol koklayacagim.
Defne birseyler hissetmis gibi bu aralar kucagima aldigi butun cocuklara kiziyor ve "anne benim" diye onlari azarliyor. Beni bayagi bir zorlayacak gibi gorunuyor ama mutlaka herkesin mutlu olacagi bir formul bulacagiz diye dusunuyorum. Ona "abla" muamelesi de yapmak istemiyorum hic. Ne de olsa o da sadece yirmi iki aylik bir kuzu :)


-Defne'nin annesi ve karnimdaki minik'in anne adayi -

9 Aralık 2010 Perşembe

Defne bugun 22 aylik oldu!

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 22:31 0 yorum
Sanki daha dun dogdu benim kucuk sevgilim. Zaman nasil da akip gidiyor, inanilir gibi degil! Iki ay sonra ikinci yas gununu kutlayacagiz. Birkac hafta sonra da kismetse kardesi dogacak.
Bu arada Defne bayagi bir seyler soylemeye basladi. Artik derdini guzel guzel anlatabiliyor. Iki dille buyuttugumuz icin de bazi kelimeleri Almanca, bazilarini Turkce soyluyor. Hangisi kolayina geliyorsa onu kullaniyor. Digerini kesinlikle soylemek istemiyor simdilik. Ama uc yasina dogru ancak oturuyormus diller ve kelimelerin anlamlari. O yuzden simdilik bu sekilde idare ediyoruz. Cok komik cumleler kuruyor, yarisi Almanca, yarisi Turkce. Ben anliyorum tabi hepsini , ama iki dile de hakim olmayanlar zorlaniyor tabiki.
Bu arada buyudukce yeni ozellikler cikiyor ortaya. Yirmi gunluk memleket seyahatinden sonra Defne babasina inanilmaz duskun oldu. O kadar ki, gece sut icmek icin uyandiginda kesinlikle beni degil, babasini istiyor. Agladiginda baba diye agliyor. Ben yanina gittigimde bana "i-ih anne giiiiitttt, baba geeellllll" diye bir de firca atiyor! Hatta dun gece abartip benden sut sisesini almadi. Babasi verince tipis tipis icti butun sutu.
Aslinda isime gelmiyor degil, pek kalkmak zorunda kalmiyorum gece bu triplerinin sayesinde ama diger taraftan da insan sinir olmuyor degil. Butun gun bakan ben, her seyiyle ilgilenen ben, aksam da baba gelir gelmez pabucumuz aninda dama atilsin! Ama yapacak bir sey yok, bosuna babalar ve kizlari dememisler.
Hele bir oglum dogsun, gosterecegim onlara gunlerini :))


-Defne' nin kiskanc annesi :) -

3 Aralık 2010 Cuma

Hamileleri taciz etmeyinnnn!!

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 22:57 4 yorum
Defne'ye hamile kalmamın üzerinden çok da vakit geçmediği halde insanların ne kadar manyak olabildiğini unutmuşum. Daha doğrusu ülkemizdeki insanların demem lazım çünkü yurt dışında bu tip olaylara pek rastlanmaz.
Şimdi göbeğim iyice çıktığı için tanımadığım insanların benimle pat diye samimi olabileceğini, bin bir nasihat verebileceğini, en kötüsü de istedikleri zaman istedikleri gibi karnıma dokunabileceklerini hatırladım. Bu nasıl bir şeydir ya?? İnsanlar nasıl bu kadar rahat olabilir?? Hamileyim diye bu laubaliliklere göz mü yummam gerekiyor?
Ben henüz bunlardan hoşlanan bir hamile görmediğim halde insanların kendinde hamileleri bu şekilde taciz etme hakkına sahip olduklarını sanmalarına şaşırıyorum. Özellikle de taciz edenler de kadın olduğu için. Yoksa insan zamanla hoşlanmadığı şeyleri unutuyor mu? Veya "ben taciz edildim, dolayısıyla ben de taciz etmeliyim" psikolojisine mi giriyor insanlar, anlamıyorum ki!


Karar verdim, bundan sonra izinsiz karnıma dokunanlara aynı şekilde karşılık vereceğim. Bakalım ne yapacaklar !


-Defne' nin sinirli annesi-

25 Kasım 2010 Perşembe

Sonbahar depresyonu..tabi vaktim oldugu kadar :)

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 21:11 2 yorum
-Defne' nin bana izin verdigi olcude- depresyona girdim. Daha dogrusu girip cikiyorum surekli cunku bu minik maymun surekli ilgi alaka istiyor  ve onu oyalayayim derken gelgitleri tam anlamiyla yasayamiyorum. Depresyon bile luksmus anne olunca, onu anladim :)
Hem hamilelik hem de bir turlu gelemeyen soguklar bende bu aralar bayagi degisken bir ruh haline neden oldu. Bir bakiyorum son derece neseliyim, bir bakiyorum mort domuzuna donusmusum. Bir de havalardan kaynaklanan bas agrilari da eklenince , iyice sinirli oluyorum, yorgun oluyorum. Aksam oldu mu tavuk gibi uyumak istiyorum. Allahtan kocacigim bana aksamlari yardimci oluyor da biraz olsun dinlenebiliyorum.


Sicaklar her ne kadar guzel gelse de , artik kis gelsin istiyorum. Bu havalar bana yaramiyor!! Ben her turlu havayi mevsiminde severim. Yetti artik sicaklar.


-Defne'nin kilcik annesi-

24 Kasım 2010 Çarşamba

25.5 hafta

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 18:49 0 yorum
On bes gun diye planladigimiz tatilimiz biraz uzayinca dun ancak kontrole gidebildim. En son kontrolumuzden iki bucuk ay sonra! Ama hareketleri vs hep ayni sekilde devam edince ben de hic dert etmedim. Gercekten de ikinci hamilelikler cok daha rahat oluyor. Ilk hamileligim olsaydi coktan panik olmustum ama bu sefer nedense icim cok rahat.
Oncellikle Defne' ye kiz kardes planim suya dustu, bu sefer oglumuz oluyor. Kendimi erkek annesi olarak goremesem de bu fikre artik alismam gerekecek. En zor kismi da isim, kesinlikle hic bir isim hosuma gitmiyor. Halbuki ne kadar guzel kiz isimleri var! Ne cok klasik, ne de cok modern olsun istiyorum o yuzden isim bulmak benim icin cok zor olacak galiba. Bir arkadasimin oglu neredeyse alti ay isimsiz kalmisti. Ben de ona guldugum icin benim de basima ayni sey gelecek galiba :))
Onun disinda yuzmeye devam ettigim icin fiziki olarak kendimi iyi hissediyorum, gercekten cok iyi geliyor, butun hamilelere tavsiye ederim. Migrenlerim cok ama cok azaldi bulantim da hic kalmadi cok sukur. Defne'de cok cekmistim mideden, bu sefer daha rahatim.
Defne' de agzima tatli bir sey koyamayan ben bu sefer cikolataya doyamiyorum. "Ye eksiyi cikar Ayse'yi, ye tatliyi cikar Atli'yi " diyen buyuklerimiz dogru soylemis galiba cunku Defne' de de hep eksi yedim!
Defne demisken, yavas yavas onu da bir oyun grubuna yazdiracagim, hatta pazartesi gunu yazdirmayi dusunuyorum ki doguma kadar iyice alissin okula.


Simdilik hoscakalin..


Bu arada erkek isim icin onerilere acigim!


-Defne'nin sisen annesi-

21 Kasım 2010 Pazar

Veee eve donduk...

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 16:26 0 yorum
On beş gün olarak planladığımız memleket tatilimizden çeşitli nedenlerden dolayı ancak dönebildik. Defne daha önce de bahsettiğim gibi genelde hep çok uyumluydu, ta ki döneceğimiz günün bir önceki gününe kadar. Çocukcağız oradan oraya gitmekten artık iyice yorulmuş ve bunalmış olmalı ki birden canavarlaştı. Herkese bağırıp çağırmaya, kızmaya , hatta hiç yapmadığı bir şey - vurmaya başladı. Belki de bu kadar olumlu anlatmamalıydım davranışlarını, nazar değdi herhalde diye düşünüyorum.
Ama olsun, bu da geçer.
Döndüğümüz akşam kardeşim sağ olsun, bizi yemeğe çağırdı. Bizimki de onun çocuklarını o kadar özlemişti ki - son hafta artık her gün onları sayıklamaya başlamıştı - bu yemekte bol bol hasret giderdi onlarla. Sürekli sarılıp öpüşüp koklaştılar. O kadar tatlılardı ki..
Memlekette iki günde bir ev değiştirince sürekli Defne ile aynı yatakta yattığımız için evdeki ilk gecede uyumakta epey bir zorlandı ama bu da uzun sürmedi. Oyuncaklarını, odasını, en önemlisi de babasını o kadar çok özlemiş ki, eski düzenine alışması pek zor olmadı. Dönüşümüz dokuz günlük bayram tatiline denk gelince babasıyla bol bol hasret giderme fırsatları da oldu. Gece süt isteyince baba diye ağlıyor, sabah kalkınca direkt babasına gidiyor, benim yanıma uğramıyor bile! Her ne kadar bu durumu birazcık kıskansam da bana da dinlenme fırsatı verdiği için işime gelmiyor değil.
Ben de o kadar yorulmuşum ki, sabahları dokuz buçuktan önce yataktan çıkamıyorum. Bugün son dinlenme günüm, yarın babamız işbaşı yapacağı için benim mesaim yine erken başlayacak. Bu arada bir çok çocuk gibi Defne de dün gece aniden ateşlendi. Gece rahat uyusun diye ateş düşürücü verdiğim halde otuz dokuz buçuk - kırk civarında seyretti ateşi. Doktorumuz Kadir Tuğcu' dan alıştığımız şekilde gündüz herhangi bir şey vermiyoruz. Bu durumu da bir iki gün içinde atlatırız herhalde. O zamana kadar kuzuma çok iyi bakmaya devam edeceğiz.
Salı karnımdaki bebiş için doktora gideceğiz, bakalım o ne alemde. Tekmelemekten başka bir şey yapmıyor şu aralar. Hatta Defne bugün kafasını karnıma koyup uyuyakalınca rahatsız olup sürekli kafasına doğru tekme attı. Çok komikti :))
Salı günkü randevumuzdan sonra yeni havadislerle karşınızdayım!


-Defne' nin koca göbekli annesi -

9 Kasım 2010 Salı

Bu seyahatin bize faydalari..

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 20:28 2 yorum
Gecen sene Defne bes bucuk aylikken Amerika' ya gittigimde herkes deli oldugumu, kucuk bebekle seyahatin cok zor oldugunu, cok zorlanacagimi falan soylemisti. Bana tam tersi cok kolay gelmisti. Defne yol boyunca uyumustu, Amerika' da bulundugumuz surede de bana hic zorluk cikarmamisti.
Ben asil yirmi aylik Defne ile ciktigim bu seyahatten korktum cunku bir suru ev ziyaret edilecek, sehirden sehre gidilecekti. Dolayisiyla butun duzeni alt ust olacakti ama benim akilli kizim o kadar guzel uyum sagladi ki (masallah diyen hemen! :)), bana hic zorluk cikarmadi. Hatta sadece karanlik ve sessiz ortamlarda uyuyabilen kizim butun bunlari asti ve her uykusu geldiginde biraz pispisla, biraz da sallamayla da olsa hemen uyuyuverdi.


Ben sahsen cok saskin ve mutluyum bu durumdan , nasil olacak , ne yapacagim derken her sey yolunda gitti Allahtan. Birtek bana cok baglandi. Ozellikle geceleri ara ara uyanip yaninda olup olmadigimi kontrol ediyor ama onu da eve dondugumuzde hallederiz diye dusunuyorum.
Burada bir suru yeni yuzle tanisti ve herkese mavi boncuk dagittigi icin cok sevildi :) Kendisi de acaip mutlu bu durumdan. Eve dondugumuzde bayagi bocalayacak bir sure bu kadar kalabaliktan sonra


En buyuk sorun babamizi cok ozlemis olmamiz. Her gun bana telefonu getirip "alo baba" diyor ve babasiyla konusmak istiyor. Gecen sabah da baba baba diye aglayarak uyandi ama yakinda donecegimiz icin onu da halletmis olacagiz.


Simdilik bu kadar..


-Defne' nin annesi-

31 Ekim 2010 Pazar

Yirmi aylik cocukla seyahat

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 14:18 2 yorum
Carsamba'dan beri yazamiyorum cunku geldigimiz yerlerde inernet ulasimi kisitli. Defne ile seyahatimizin nasil gectigini sizinle paylasmak istedim.
Cocuklu arkadaslarimin tavsiyesi uzerine yanima iki yerine dorder yedek kiyafet, bir suru bez, mendil, atistirmalik ve oyuncak aldim ve annemle beraber Defne ile yola ciktik. Oglen uykusuna saat  birde yatigi icin ve ucak saati tam o zamana denk geldigi icin ucakta uyuyacagini varsayarak rahat rahat gittik ama bizimki havaalanina gelir gelmez pusette uyuyakaldi ve ucaga binene kadar uyudu. Biz de en azindan lounge' da rahat rahat oturabildik. Tam ucaga binerken bizimki uyaniverdi. Dolayisiyla ucak yolculugu boyunca kah koltuga oturdu, kah kalkti, dergileri yirtti, boya yapti vs. Allahtan sadece iki saat surdu de cok fazla bunalmadan yolculuk bitti.
Gidecegimiz yere varmak icin bir de otobuse binmemiz gerekiyordu. Vardiktan iki saat sonra otobus kalkmak uzere hareket etti ve ancak o zaman yanimda getirdigim DVD playeri cikardim. Bu aralar favorisi olan Winnie the Pooh cizgi filminin yeni bir CD'sini de koyunca bizimkinin giki cikmadi. Bir sure sonra uyuyakaldi ve boylece yolculugumuz sorunsuz tamamlandi.
Simdi donus icin yeni numaralar bulmam gerekiyor cunku winnie 'yi en az yuz defa seyredip ezberledi. Bakalim  donuste de bu kadar sansli olacak miyim (ki hic sanmiyorum) ama yine de bakalim.


-Defne'nin annesi-

20 Ekim 2010 Çarşamba

Yemek krizlerimiz devam ediyor

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 14:32 0 yorum
Daha önce de Defne' nin yemek konusunda ne kadar seçici olduğunu yazmıştım. Bu durum maalesef aynen devam ediyor.
Sebzelerden hiçbirini yediremiyorum. Yedirebilmek için bin bir numara çeviriyordum ama ne yapsam çakıyor-du! Du dedim çünkü en son zihni sinir projelerimden biri işe yaradı. Çok sevdiği mantıya neredeyse gozle görülmeyecek kadar küçük kestiğim kereviz ve havuç ekledim, üzerine bol yoğurt ve ev salçası döktüm veeee hepsini yedirdim! İlk defa yemen savaşını ben kazandım ve kendimle gurur duyuyorum! :)
Gördüğüm diğer çocuklar sevmeseler de en azından yemeğin bir kısmını yiyorlar, benimki anında geri püskürtüyor. Allahtan et, tavuk , balık yedirebiliyorum az da olsa yoksa herhalde kafayı yerdim. Sebze yemiyor ama meyve çok seviyor, özellikle de elma ve mandalina. Bir de limon aşığı, bıraksam her gün sadece limon yiyecek. Gördüğü zaman kıyameti koparıyor, bir dilim vermezsem deliye dönüyor! Geçenlerde yine bir dilim verdim ve onu bütün akşam kemirdi, sadece kabuğu kaldıysa da geriye onu da bırakmak istemedi ve ancak gece uykusuna yattıktan sonra alabildim elinden!
Defne' ye hamileyken ben de sürekli ekşi ve acı yedim. Bu da bebeğin doğduktan sonra aynı tatları tercih ettiği tezini doğruluyor. Bu sefer daha çok tuzlu ve tatlı seviyorum. Bakalım bu minik de öyle mı olacak.
Bir diğer konu da Defne'nin bir gün çok sevdiği bir yemeği ertesi gün kesinlikle ağzına koymaması. Hah , bunu çok sevdi, hepsini bitirdi dediğim bir yemeği ertesi gün ya da birkaç gün sonra asla yediremiyorum. Bütün çocuklar mı böyle yoksa benimki mi numune olan?
Küçükken ben de acayip seçiciydim yemek konusunda, hatırlıyorum, makarnadan başka bir şey yemek istemezdim. Hatta bir defasında annemin önüme koyduğu çorbayı yememek için mutfaktaki duvar kağıdına dökmüştüm. Çok küçüktüm ama hiç unutmadım bu olayı.


Herhalde annem bana o gün beddua etmiş olmalı ki benim de yemek konusunda inanılmaz zor bir kızım oldu :)


- Defne' nin çaresiz annesi-

19 Ekim 2010 Salı

Hamile ve bebekli seyahat

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 16:34 0 yorum

Onumuzdeki hafta annemle beraber Sirbistana gitmeyi dusunuyoruz. Annemin akrabalari genelde hep orada ve uzun zamandir gormedik. Hamile ve kucuk cocuklu oldugum icin nasil gideceksin diye soruyor herkes ama yanimda annem oldugu icin zorlanacagimi pek sanmiyorum. Pinar reklamindaki gibi , " birtek annem olsun bana bisey olmaaazzz " diye dusunuyorum. 
Herkesin annesi elbette ayni degil ama benim annem dunyanin en guclu, en korumaci annesi. Onunla degil Sirbistana, fizana bile korkmadan giderim! Defne' nin de icabina bakar, benim de.. 
Seneye giderim diye dusundum once ama o zaman iki cocuklu olacagim ve asil o zaman yorulacagim. Dolayisiyla firsatim varken aradan ciksin istiyorum. 
Seyahat sonrasi yasadiklarimi paylasacagim, bakalim gercekten de ne kadar zorlanmisim, gorecegiz .
Simdilik hazirliklariyla ugrasiyorum, Defne oglen uykusundan uyandigi zaman onu fotografciya goturecegim. Gecen sene amerikaya giderken de vesikalik cektirmistik ve cok guzel hatira kaldi. Aslinda her sene cektirmek lazim, buyuyunce onun da kesin hosuna gider eski vesikaliklarini gormek.

Birazdan kalkacagi icin ben de hazirlanmak uzere sizi opuyorum!

-Defne' nin annesi-





17 Ekim 2010 Pazar

20.hafta

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 23:37 0 yorum
Evet, cok hizli bir sekilde 20. haftaya gelmisim. Karnim birden cok buyudu, sanki bir haftada iki katina cikti.
Bir haftadir migren ataklari neredeyse ugramaz oldu (cok sukur!). Bulantilarim da cok ama cok azaldi. Defne'ye hamileyken bulantilarimin alti bucuk ay devam ettigi dusunulurse, bu gercekten buyuk bir gelisme. Onun disinda her ay tiroid hormonlarima baktirmaya devam etmem gerekiyor.
Genel olarak kendimi iyi hissediyorum, tabi bir bucuk yasinda cocugu olan bir hamilenin olabildigi kadar iyi! Defne bitmek tukenmek bilmeyen enerjisiyle beni butun gun oyle bir yoruyor ki, ne zamanin nasil gectigini anliyorum, ne de sikayet edecek zamanim oluyor. Hala aksam oldu mu sizip kaliyorum cogu zaman.


Defne' ye hamileyken kilometrelerce yuruyebilen ben simdi cok cabuk yoruluyorum. Kasiklarimdaki kramplar devam ediyor. Yuzdugum gunler agri hafifliyor ama her gun yuzemiyorum  malesef. Ilk hamileligimde bu kadar rahat yuruyebildigim icin yuruyemeyen hamilelerin naz yaptiklarini dusunurdum hep. Simdi de Allah' in sopasi yok, ayni sey benim de basima geldi. Bilmeden konusmanin yanlis oldugunu bir sekilde ogreniyor insan, basina geldikce ogreniyor. Nasil her cocuk farkli bir karakterle doguyorsa, her hamileligin de kendine ait bir karakteri oluyor. Kimi sakin ve rahat, kimi zor ve ugrastirici..ama yine de cok sansliyim. Hamileligi esnasinda ic organlari iflas etme noktasina gelen bir iki arkadasim var. Bunun gibi kac tane komplikasyon olabiliyor, ben yine de cok sukur rahat sayilirim.


Hamileligin tam ortasindayim. Cok komik, Defne yirmi aylik, karnimdaki ise yirmi haftalik. Doguma bes ay daha var. Aslinda cok gibi gorunuyor ama simdiye kadar vaktin nasil hizli gectigini dusundukce aslinda cok az kaldigini gorebiliyorum.


Hem ailemize yeni bir uye katilacagi icin seviniyorum, hem de Defne' nin pabucu ister istemez birazcik da olsa dama atilacagi icin uzuluyorum. Umarim cok etkilenmez. Aralari az olacagi icin belki de cok fazla farkinda olmaz diye umuyorum ama onu da hep beraber bekleyip gorecegiz.


- Defne' nin gobekli annesi -

15 Ekim 2010 Cuma

Annelik ve calismak..

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 16:23 0 yorum
Calisan anne olmak konusunda daha once hic dogru durust fikir sahibi olmadigimi fark ettim. Ne gibi zorluklarla karsilastiklarini, neleri feda etmek zorunda olduklarini, evlatlariyla ne kadar az zaman gecirebildiklerini hic fark etmemistim.
Tabiki benim gibi kendi isinin sahibi kadinlari bunun disinda tutuyorum, ne de olsa baskasinin yaninda calisanlardan cok daha ozgur ve esnek olabiliyoruz. En basit ornegi vermem gerekirse, cocugumuz hasta oldugu zaman ise gitmeyebiliyoruz, baskalarindan izin almak icin yalvarmamiz gerekmiyor, cocuklarimizin okul gosterilerini kacirmiyoruz ve bunun gibi bir suru ornek.
Evlenmeden once, bekar bir iskolik olarak butun bunlarin ne kadar onemli oldugunun farkinda degildim. Evlenip coluk cocuga karisinca calisan anne olan arkadaslarimin yasadiklari zorluklari gordukce sistemde buyuk bir hata oldugunun farkina varmaya basladim.
Bazi arkadaslarim en azindan cocuklarini annelerine ya da kayinvalidelerine nirakacak kadar sansli. En azindan cocuklarini cok iyi bakildigini bildikleri icin bir nebze daha rahatlar. Fakat bakici ya da kres tek cozum oldugu noktada bu zorluklar iyice icinden cikilmaz gibi oluyor.
Yazin tatilde tanistigim bir arkadasim beni derinden etkileyen bir ornek verdi. Kendisi Avrupa yakasinda ikamet ediyor, isi ise Anadolu yakasinda, hem de en ucunda. Kucuk bebegini bakicisina emanet edip ise gidiyordu. Bir gun isteyken bakicisi telefon acip hemen eve gelmesini , cunku her an bebege zarar verebilecegini soyledi!!! Dusunebiliyor musunuz! Hem sehrin bir ucundan eve hemen nasil gidecek diye dusunuyor, hem de butun bunlari patrona izah edip izin almasi gerekiyor..Korkunc!!
Hala dusundukce tuylerim diken diken oluyor. Bunun gibi bir suru hikaye duydum.
Bunun disinda malum kis mevsimine giriyoruz, cocuklar zirt pirt hasta oluyor. Her hastalikta izin almak imkansiz. Yavrularin anneye en cok ihtiyac duyduklari zamanlarda onlara baskalari bakiyor, anneler ise kahroluyor!
Butun bunlari cozmek icin birseylerin yapilmasi gerekiyor. Isyerinde kres cozumlerden biri ama bu o kadar az isyerinde var ki!


Nasil olmali bilmiyorum ama acilen birseyler yapmali!


-Defne'nin annesi-

14 Ekim 2010 Perşembe

karisik karmakarisikkkkk...

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 14:53 0 yorum
Buraya yazi yazmayali epey oldu ama son zamanlarda buna pek firsatim olmadi. Bizim evde on iki gun tadilat vardi ve biz bu sure zarfinda iki sokak ustumde oturan kardesimde kaldik. Orada da iki cocuk oldugu icin Defne acaip mutlu oldu. Onlarla azdi, zipladi, hopladi, oynadi ve tabiki de beni cok yordu. Hatta o kadar yoruluyordum ki , aksam Defne'yi yatirdiktan hemen sonra dokuz , dokuz bucuk gibi salondaki koltukta siziyordum surekli. Dolayisiyla yazi yazmak son iki haftadir imkansizdi benim icin.  Iki uc gundur tekrar evimizdeyiz ama bu sefer ev yerlestir, duzenle derken yine cok vaktim olmuyor. Defne uyudugu zamanlar yapabiliyorum bunlari sadece o yuzden yavas ilerliyor hersey. Bugun artik kendimi kotu hisettim de biraz birseyler yazayim diye ara verdim.
Bu arada bu haftasonu dort ayim bitiyor. Bununla ilgili yazim bir iki gune gelecek.
O zamana kadar bu karisik evi duzene sokmam lazim!


-Defne'nin hem evi hem kafasi karisik annesi-

8 Ekim 2010 Cuma

Sonbahar-kış gibiyim

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 22:04 2 yorum
Havalar gibi ben de kapandım, karanlık ve soğuk oldum.
Herşeye ağlayasım var yağmur gibi..
İçip içip sızasım var.
İçmeden akşamdan kalmayım oysa.
Ondan mı hergün, geçmeyen başağrım?
Oysa her sabah güneşimle uyanıyorum,
O uykuya dalınca ben başlıyorum kendimi dinlemeye, yağmurlar da başlıyor yağmaya..
Bu da ikinci lohusa depresyonu mu ne?
Fazla yazasım da yok günlerdir,
Buyrun burdan yakalım..

Ayda'nın annesi


7 Ekim 2010 Perşembe

Emzirme Reformu her yerde!

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 12:20 0 yorum
Sevgili blogcuanne Elif ve calisan gebe Simge'nin birlikte ortaya çıkardıkları Emzirme Reformu çığ gibi büyümeye devam ediyor. Çalışan annelerin en büyük sorununa nihayet birilerinin parmak basması o kadar sevindirici ki! Daha da güzeli, bu sefer başları dimdik bir şekilde  ünlü ünsüz birçok kişinin bu harekete tam destek vermesi. Birçok dergi ve yazarın köşelerinde bu Reform' dan bahsediliyor ve göründüğü üzere bunca mağdur anneyi artık kimse durduramaz! Uzun zamandır kariyer ve bebek arasında seçim yapmaya zorlanan kadınlar boyunlarını eğmek zorunda kalmayana kadar bu Reformu desteklemeye ve yaymaya devam etmeliyiz sevgili anne ve babalar.
Bir sürü güzel fikir geliyor anne ve anne adaylarından, yürüyüş yapmak, oturma eylemi yapmak gibi. Hatta bunun için gerekli yerleden izin almaya da çalışılıyor.
Bunların hepsi çok sevindirici.


Kadınların Emzirme Reformu ile ilgili azmini ve kararlılığını gördükçe bizi artık kimsenin durduramayacağını görüyoruz.


Ey gaddar işverenler ve diğerleri, dikkat edin geliyoruz, hem de bu sefer çok fena bir şekilde!


-Defne ve Ayda'nın anneleri-

29 Eylül 2010 Çarşamba

Hamilelik ve tiroid

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 21:51 0 yorum
Hamileliklerimden yaklaşık üç sene önce tiroid bezimde bir nodul tespit edilmişti. Yapılan biyopsi temiz çıkmıştı ve altı ayda bir takip etmekten başka bir şey yapmam gerekmemişti. Defne' ye hamile kaldığımda herhangi bir değişiklik olmadı, yine her şey aynı düzende devam etti, ta ki yeniden hamile kalana kadar. İlk rutin testlerde tiroid hormonlarının gerektiği gibi çalışmadığı belli olmuştu aslında ama hem çok aşırı bir sorun olmadığından hem de daha çok erken olduğu için üçüncü ayda tekrar test yapmaya karar vermişti  doktorum. Nitekim üçüncü ayda yine kan testi yapıldı ve aynı şekilde ufak çapta sorun olduğu saptandı. Bu sefer de ilaç vermek için çok erken olduğunu söyleyen doktorum dördüncü aya kadar beklememiz ve hamileliğim boyunca her ay test yapmamız gerektiğini söyledi. 
Bugün tekrar gittiğimde sadece muayene olabildim çünkü bu test için aç olmam gerektiğini bildiğim halde bu önemli detayı unutarak! randevuyu öğleden sonraya almıştım. Artık yarın sabah aç karna gidip kan aldıracağım ki bu aralar sabahları o kadar acıkıyorum ki, nasıl dayanacağımı bilmiyorum. 
Eğer bu sefer de sonuç aynı çıkarsa ilaç almaya başlamam gerekecek. Bu Tiroid hormonu o kadar önemli ki, eğer doğru dozda çalışmazsa bebeğin beynine zarar verebilir. 
Umarım bu sefer her şey yolunda gider ve bu gebeliğimi de ilaçsız sağlıklı bir şekilde tamamlarım. Gebelikte alınan vitaminler, demirler bana fazlasıyla yetiyor, buna yeni ilaçlar ilave etmek hiç işime gelmiyor ama mecbur kalırsam yapacak bir şey yok tabi.
Yarından sonra inşallah iyi haberler veririm.

-Defne' nin annesi-

22 Eylül 2010 Çarşamba

Iki cocukla bas basa

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 17:01 0 yorum
Bugun iki kucuk cocukla butun gun bas basa kaldim. Mart gibi Defne' nin kardesi de aramiza katilacagi icin bu benim icin iyi bir tecrube olacakti. Daha once defalarca iki , hatta uc cocuga birden baktim ama bu sefer yalnizdim. Bundan oncne hep ya bakici ya da annem yardim ediyordu.
Kardesimin isi oldugu icin iki bucuk yasindaki kizini sabah bana birakti. Adi Ela olan bu tatli seker sabah erken uyanmis ve uykusunu alamamis. Ayni sey Defne icin de gercerliydi.  Ama Ela gelince biraz acildi ve beraber oyun oynamaya basladilar.
Sunu anladim, tek cocukta ev dagiliyor ama iki cocukta bomba dusmus gibi oluyor. Toplamak ne mumkun! Butun oyuncaklar ortaya saciliyor, binlerce oyuncak olmasina ragmen ayni oyuncak icin kavga ediliyor, her taraf darmadagin oluyor. Ama yine de guzel oynadilar. Oglen uykusundan once banyo yapmak istediler, ben de onlari kuvete sokup banyoda kullanilan boyalardan verdim. Once fayanslari, sonra birbirlerini boyadiktan sonra sira yikamaya geldi. Iste burada sicak sudan dolayi iyice uykularinin gelmesiyle mizirdanmalar basladi ama yine de idare edilecek gibiydi. Defne biraz daha aglanmaya basladi ama oglen yemeginde ikisinin de cok sevdigi mantiyi karsilarinda gorunce, biraz da birbirlerine inat yeme yarisina girdiler ve yemek boyunca kahkahalar eksik olmadi. Asil sorun uyku zamani gelince basladi. Defne artik uykusuzluktan dayanamayacak hale gelince aglamaya basladi ve boynuma yapisti. Bunu goren Ela "annnnneeeeeeeeyyyyyyyyyyyyy" diye fergat figan aglamaya baslayinca once ne yapacagimi sasirip gozleri artik kapanan Defne' yi yatirmaya karar verdim. Bu durumda Ela'yi bes dakika da olsa yalniz birakmam gerekti ki bu da "annnneee" derkenki sesinin her aglamada daha da yukselmesine sebep oldu!


Ela' yi duyan Defne bir turlu uyumak istemedi, Ela bir turlu susmak bilmedi!


Allahim ne yapacagimmmmm diye dusunurken, Defne daha fazla dayanamayip sizdi. Ben de Hemen Ela' nin yanina geldim ve onu da uyutmaya calistim. Fakat anne uyutacak diye tutturdu. Ben de hayatimda hic yapmadigim bir sey yaptim ve onu bacaklarimda sallayarak uyuttum. Baske care kalmayinca anneannelerin yontemine basvurdum ve ise yaradi!


Uykularini aldiktan sonra hicbir sorun kalmadi. Ikisi de birbirinden seker bir sekilde oynadi.


Benim iki cocuklu olmaktan ogrendiklerim :


- yemek yedirmek cok daha kolay, birbirleriyle yaristiklari icin ne yediklerine bakmiyorlar
- uyutmak cok daha zor, ozellikle uykulari ayni anda geliyorsa
- birlikte oynadiklari icin benim ilgimi cok fazla istemiyorlar ve bana yemek yapacak, ortaligi toparlayacak  
  veya dergi okuyacak vakit kaliyor
- iki kat fazla popo yikamak ve bez degistirmek zorunda kaliniyor


En onemlisi, iki cocuklu hayat daha guzel!


-Defne' nin yorgun ama mutlu annesi-

20 Eylül 2010 Pazartesi

16. Hafta

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 10:38 0 yorum
Artik 16. haftadayiz. Zamanin nasil gectigini anlamadan dort ayi nasil devirdik bilemiyorum. Defne hanim ile bu kadar mesgul olurken bu ufakligi cok ihmal ediyorum gibi geliyor bazen ama genelde ikinciye hamile olanlarin cogu bu sekilde hissediyor diye kendimi acindirmaya izin vermiyorum :) 
Resimden de anlasilacagi uzere karnim iyice belli oldu artik.  Karnimi icime cekmeye calissam da pek bir fark olmuyor, fakat iyi tarafindan bakacak olursak , artik sisko degil de , hamile oldugum anlasiliyor. 
Gecen gun esimin arkadasi bize geldi ve cok ciddi sekilde iltifat edermis gibi " tebrik ederim, hic hamile gibi gorunmuyorsun, daha cok gobeklenmissin gibi duruyorsun " dedi. Ben: "??????"
Ikince hamilelikleri ilkinden ayiran cok buyuk bir ozellik de randevu gun ve saatlerini karistirabilmektir :) Ilkinde asla basima gelmeyen sey bunda oldu ve bu haftaki randevumuzun hangi gun ve saatte oldugunu hatirlamiyorum :) Yarin sabah doktorumu arayip sormam gerekecek, ne kadar ayip!  hahaha :)
Ne yapayim,  oldu iste. Isin komik tarafi , bu haftaki muayenede bebegin cinsiyetini gorebilecegiz. Buna ne kadar onem verdigim randevu gununu hatirlamamamdan belli oluyor. Baskasi olsa gece uyuyamaz, bir an once gidip ogrenmek ister. Benim gercekten umurumda degil ..
Gecen randevuda bir bucuk kilo almistim. Bu seferkini bilemiyorum cunku tartinin pili bitti ve ben yenisini almayi bir turlu akil edemiyorum. Bunu da her seferinde unutuyorum ve bu da galiba kilo alma olayini da pek ciddiye almadigimi gosteriyor. Yoksa bir cesit Alzheimer mi oluyorum???
Karnima bakilacak olursa , bu ay biraz fazla almis olabilirim ama onu da kontrole gidince ogrenecegim artik :)  
Simdilik bu haftayla ilgili bu kadar ama daha fazlasini  muayeneden sonra ogreneceksiniz.

Simdilik hoscakalin..

-Defne' nin her gun sisen annesi -

19 Eylül 2010 Pazar

My Gym deneme sonucu

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 22:22 5 yorum
Cumartesi sabahki deneme dersimizin sonuclarini ancak bugun yazabiliyorum.
O sabah Defne inanilmaz keyifsiz uyandi. Uzun zamandir yapmadigi bir sekilde-aglayarak uyandi. Hayirdir insallah deyip kahvalti ve giyinme faslindan sonra yola koyulduk. Yolda uykusu gelmis gibi davrandi ve 15 dakikalik yolda nerdeyse uyuyakaliyordu ki normalde asla ogleden once uyumaz. Neyse ki tam zamaninda vardik ve hemen iceriye girdik. Defne' nin yasitlarinin oldugu grup dersi yeni baslamisti, bizimki de bir onceki grup dersi gibi bir derse katilacagini dusunerek once sevindi. Fakat bu seferki cocuklar daha cok bebek gibiydi. Kimisi yeni yuruyordu, kimisi orali degildi, baska yerlere kosuyordu, kimisi de aglayarak kacmak istiyordu.
Once daire seklinde oturup herkesle tanistik. Sonra anneler cocuklarinin kollarini yukari , asagi, saga , sola vs. kaldirip indirmeye basladi ve gecen gunku dersten sonra bunlar benim kizim pek sarmadi.  O yuzden devam etmek istemedi ve aletlere yoneldi. Yine tramplende zipladi, borulardan gecti, merdivenlere tirmandi ve bunun gibi baska seyler yapti. Ama kesinlilkle egitmenlerin istediklerini yapmak istemedi. Resmen butun gicikligi ustundeydi.


Gecenki dersin egitmeni bu derse de girdigi icin cok sasirdi, sonra Defne' nin buradaki cocuklardan cok daha ileride oldugunu ve bu yuzden sıkıldığını soyledi. Bu gruba degil de , daha cok oteki gruba uygun olduguna karar verdi. Ben de ona katilmakla beraber iyice kararsizlastim.  Ya onu yazdirirsam ve yine hicbir seye katilmak istemezse? Ya da sadece tersinden kalktiysa ve aslinda normal sartlarda kendi yasitlarinin oldugu gruptan da zevk alacaksa?
Soyle bir gercek var, her iki dersten sonra butun enerjisini tuketmis oluyor ve guzel (en onemlisi uzuuun ) bir oglen uykusu cektikten sonra aksam ustu daha sakin oluyor.
Diger oyun grubunda bu kadar yorulmuyordu ama orada da farkli seyler ogreniyordu, yapistirma, kesme, resim yapma gibi. Ikisinin de ayri ayri arti ve eksileri var ama ben hala Defne icin hangisinin daha dogru oldugunua karar veremedim.
Ekim ayinda Defne ve ikizler on bes gun oyun grubuna devam edecekler. Once oraya kaydettik. Eger buradan zevk alirlarsa , buraya devam edecekler , fakat istedigimiz gibi gitmezse My Gym'e yazdiracagiz buyuk ihtimalle.
Bazilariniz fiyat bilgisi istediniz. Kisaca o konuya da degineyim :


Playbarn : haftada iki gun iki saat 300 TL (aylik uyelik)
My Gym : Haftada bir gun bir saat egitmenlerle ders, haftada bir gun bir saat serbest oyun 600 TL (iki aylik    
                uyelik)


Bu arada Gymboree' yi de denemek istiyorum. Ona da katildiktan sonra yine burada paylasacagim.


-Defne' nin annesi -

17 Eylül 2010 Cuma

My GYM denemesi

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 14:49 4 yorum
Bugun Defne ve ikiz kuzenlerini My Gym'e goturduk.  Aslinda sadece fiyat ve program sormak icin gittik ama ikizlerin yasina uygun bir program baslamak uzere oldugu icin onlarin deneme dersine girmelerine karar verdik .
Biz de o arada Defne ile oyun odasinda beklemeye karar verdik. Akli surekli ikizlerde olmasina ragmen yirmi dakida boyunca cok guzel oyalandi. Oradaki oyuncaklarla oynadi, puzzle yapti, resim yapti.. Ama birden canina tak etti ve kendini disari atip gym dersine katilmak uzere ikizlerin yanina gitmeye calisti. Once izin vermediler ama bes dakida icinde Defne'nin cabalari sonucsuz kalmadi ve benim de ona goz kulak olmam sartiyla kosede oynamasina izin verdiler.
Orada oynamaya baslayinca o kadar mutlu oldu ki , anlatamam! Bir suru barfiks cekti, engebelerden tirmandi, yuvarlandi, zipladi , yuksekten atladi ve bunlari yaparken hic korkmadi. Hatta oradaki egitmenler cok sasirdilar cunku Defne bu gruptakilerden on ay daha kucuk ve hic geri kalmadi. En son dans bolumunde hepsinden daha guzel dans edince, aslinda bu gruba uygun olduguna , fakat yine de kendi grubuyla da bir deneme dersine katilmasinin iyi olacagina karar verdiler. Biz de yarin bir daha gidecegiz bakalim.


Fiyat olarak Amerika' daki My Gym'den  uc-dort kat daha pahali ama Turkiye'de maalesef alternatifi yok.
Keske bu tarz yerler cogalsa da fiyatlari daha makul seviyeye cekseler , herkes de cocugunu goturebilse cunku kucuk yasta cocuklari spora alistirmak o kadar onemli ki!


Burada alti haftadan on uc yasa kadar uygun gruplar mevcut. Aslinda harika ama dedigim gibi, herkesin odeyebilecegi rakamlar degil maalesef.


Yarinki deneme dersinden sonra Defne ve ikizleri buraya mi yoksa bir oyun grubuna mi kaydedecegimize karar verecegiz.


- Defne' nin annesi -

15 Eylül 2010 Çarşamba

Defne'yi oyun grubuna yazdirmali mi yazdirmamali mi?

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 16:42 4 yorum
                                        Bu sabah on dokuz aylik Defne' yi ve yirmi dokuz aylik ikiz kuzenlerini Caddebostan'daki Playbarn'a goturduk. Aslinda amacimiz onlari her hafta bir gun oynasinlar diye goturmekti ama orada cok guzel vakit gecirdikten sonra kardesimle onlari neden oyun grubuna kaydetmeyelim diye dusunduk .
Oyun grubu haftanin iki gunu iki saat olacak ve kucuk olmasina ragmen Defne' nin cok sevecegine inaniyorum. Ilk gittigimizde benden cok ayrilmak istemedi ama 15 dakika icinde beni unutup gonlunce oynamaya basladi. Hatta bir ara ayakkabilarini cikarip tramplene tirmanmaya calisti :)
Kardesi dogduktan sonra Defne' yi zaten bir yuvaya yazdirmayi dusunuyordum ama bu tarz bir oyun grubu onun daha sonra" kardesim geldi , artik beni sevmedikleri icin yuvaya yazdirdilar" seklinde bir dusunceye kapilmamasina yardimci olacak diye dusunuyorum.
Simdi sira babasini ikna etmekte cunku o daha kucuk oldugunu dusunuyor.  Buradaki oyun grubunda anneler sadece alisana kadar orada bulunuyor, daha sonra birakip gidiyorsunuz. Iste bu noktada Defne ne yapar , bilemiyorum. Bugun ben de orada oldugum icin cok rahatti, yine de ara ara gelip yokladi. Beni orada gorunce rahatlayip tekrar oynamaya daldi.
Her seye ragmen boyle bir grubun ona cok iyi gelecegine inaniyorum cunku Defne surekli yeni yuzler gormek istiyor. Cok sosyal bir cocuk o yuzden ben ona yetmiyorum artik :)


Ben boyle dusunuyorum ama bu konuda tecrubesi olan varsa, dinlemek isterim tabi ki...


-Defne' nin annesi -

14 Eylül 2010 Salı

Sezaryen sonrasi normal dogum

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 23:35 0 yorum
Bugun Blogcu Anne SSVD (sezaryen sonrasi vajinal dogum) ile ilgili cok guzel bir dogum hikayesi paylasmis.
Ben de Defne' yi kesinlikle normal dogurmak istemis, ama doktorumun -sonradan butun doktorlarin klasik cumlelerinden oldugunu anladigim- cikimin basik, cocuk cok buyuk, amniyos sivisi azalmis ikazlarini dinleyip cok asiri korkmama ragmen sezaryen olmayi kabul etmistim. Ne de olsa 40 haftayi doldurmustum ve ilk kez anne olacaktim. Bebegi tehlikeye atma fikri bana butun korkularimi unutturmustu. Sonradan kotu bir durum olmadigini anladim ama is isten gecmisti.
Simdi tekrar hamile kalinca doktoruma SSVD istedigimi soyledim ve hemen tepkiyle karsilastim. Boyle birseyi asla yapamayacagini, cok tehlikeli oldugunu ve boyle bir riske giremeyecegini soyledi . Ben de tesekkur edip hemen doktorumu degistirdim. Ne var ki yeni doktor da farkli seyler soylemedi. Kendisinin alayli oldugunu, 20 yillik is tecrubesi boyunca bu tarz bir dogumu hic gormedigini , hatta kendi hocalari tarafindan da yaptirilmadigini anlatti. Bu zihniyette olan biriyle tartismanin gereksiz olduguna karar verip oradan da ayrildim ve su an hamileligimi takip eden doktorla devam etme karari aldim.
Bu arada internette bu konuyu epey bir arastirdiktan sonra, SSVD yapabilmek icin yurtdisinda üc , Turkiye'de de bes sene gecmesi gerektigini okudum. Bu durumda Turkiye'de normal dogum yapmam imkansiz gibi gorunuyor, cunku bende iki dogum arasinda sadece iki yil olacak.
Yine de haftaya kontrole giderken su anki doktorumla bu konuyu konusacagim .
Sezaryenden nefret eden biri olarak bunu tekrar yasamak istemiyorum ama simdilik oyle olmak zorunda gibi gorunuyor.
Bu arada ablam SSVD 'u cok basarili bir sekilde yapmis biri fakat onun iki dogumu arasinda dort yil var ve normal dogumu Almanya'da yapti. Ilk dogumu sezaryene yonlendiren Turk doktordan sonra bir daha buradaki doktorlara guvenmemis, ikinciyi orada dogurmaya karar vermis. Ustelik cocuk ters gelmesine ve suni sanci vermelerine ragmen "ucuncu cocugum olsa onu da normal dogururum" diyecek kadar memnun kararindan.


Doguma kadar Turkiye'de de kurallar degisir diye umuyorum!


-Defne' nin anti-sezaryen annesi-

13 Eylül 2010 Pazartesi

Defne ile evde yaptigimiz aktiviteler

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 10:38 0 yorum
 Cok hareket ettigimde karnimda olusan agrilar nedeniyle doktorum bana dinleneceksin dedigi icin , Defne ile evde yapabilecegimiz aktiviteler arastirmaya basladim. Kendisi surekli disarida olmaya cok alistigi icin evde durmak istemiyor, dolayisiyla onu oyalayacak birseyler bulmaya calistim.
Cok guzel bir oneri Nurturia' daki annelerden birinden geldi. Banyo yaparken cocuklarin kullanabilecegi suda cozulmeyen pastel boyalardan edinmemizi tavsiye etti, ben de hemen Mothercare'de buldum ve aldim. Defne kalemle oynamaya bayiliyor. Butun duvarlari boyamadan ona resim yetenegini ozgurce gelistirebilmesi icin harika bir firsat vermis olduk. Ustelik suyu tutunca hemen cikiyor! Bu sekilde hem ben hem o rahat ettik. Artik banyo zamani ayri bir keyifli oldu bizim icin.
Bunun disinda bol bol oyun hamuru ve bunlari sekillendirebilecegi kaliplar aldik. Simdiye kadar pek oyun hamuru ile oynamasina musade edemedim cunku her seferinde onlari yemeye calisiyordu. Ama artik bu sorun buyuk olcude (hala ara ara deniyor! ) halloldugu icin yavas yavas basladik. Gecen gun tam bir bucuk saat hic ara vermeden oyalandi. Fakat isin ilginc tarafi, hamuru sadece babasiyla oynamak istiyor. Ben yanina oturdugum zaman hemen vazgeciyor.
Bunun disinda zehirsiz yapiskan aldim. Henuz kullanmasak da bununla renkli krep kagitlarini burusturup , yirtip , parcalarini bir kagida yapistirmayi planliyorum. Bundan da keyif alacagini dusunuyorum, bakalim...
Son olarak da onsekiz aylik cocuklara uygun iki parcali puzzle aldim. Icinde Defne'nin en cok sevdigi ciftlik hayvanlarindan alti tanesi var. Her hayvan iki parcadan olusuyor ve bunlari ayri ayri birlestirmesi gerekiyor.
Simdilik cok ilgi gostermedi ama beni yine de ara ara teklif edecegim.
Butun bu oyuncaklari pazartesi gununden itibaren her gun kuzenleriyle beraber kullanacak. Umarim dusundugum gibi keyif alir.
Bu arada baska onerileriniz varsa duymaktan cok memnun olurum :)


-Defne' nin annesi -

12 Eylül 2010 Pazar

15.hafta

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 14:31 0 yorum
Bugun on besinci haftanin birinci gunu. Butun kaynaklar mide bulantisinin artik olmamasi gerektigini soyluyor ama benimki bana misin demiyor. Sabahtan beri gecmek bilmedi. Migren de yoklamaya basladi. Bugun zor bir gun olacak gibi gorunuyor. Allahtan Defne'nin babasi evde de bana cok yardimci oluyor sagolsun.
Artik resmen hamile gibi gorunuyorum. Aslinda karnim sabah kalktigimda bu kadar cikmis olmuyor ama gun icinde yediklerimden icitiklerimden olsa gerek, bayagi bir fark ediyor. Zaten eski pantolonlarim olmuyor artik. Bu hafta hamilelik kotlarimi yatak altindan cikardim . T-shirtlere daha var gibi gorunuyor ama ben yine de nolur nolmaz diye onlari da dolaba koydum.
Defne'ye hamileyken bunlardan ne kadar bunalmistim! Simdi birkac yeni ilaveyle hepsi yine dolabimdaki yerlerini aldi. Birkac ay daha idare ettikten sonra hepsinden ilelebet kurtulacagim!


Ikinci gebelik oldugu icin bebegin harektelerini iki uc gun once hissetmeye basladim. Nasil bir his oldugunu bildigim icin bu sefer daha erken hissettim. Defne'de on sekiz haftalikken hissedebilmistim. Hareket derken oyle aman aman tekmeler falan degil, bu safhada daha cok minicik gidiklama, dokunma gibi tarif edilebilir. Ama ben bu hali cok seviyorum cunku bundan oncesinde pek hamile oldugunu anlamiyor insan. Hareket baslayinca hamilelik ayri bir anlam kazaniyor benim icin.


Bu arada herkes cinsiyet tahmini yapmaya basladi. Simdiye kadar gorumcem haric herkes erkek olacagini soyluyor, gorumcem ise kiz diyor :) Benden baska herkesin bir fikri var . Ben hicbirsey hissetmiyorum,  isin garibi, merak da etmiyorum. Acaba cinsiyetini hic ogrenmeyip herkesi gicik mi etsem diye dusunmuyorum degil :p


Sonucta Defne'nin bir kiz kardesi olmasi cok guzel olur. Biz dort kiz kardes oldugumuz icin nasil bir sey oldugunu cok iyi biliyorum ve Defne'min de bunu yasamasini istiyorum. (Ben de hep dort kizim olsun isterdim ama bir tanesini dogurduktan sonra bu isi ikide birakmaya karar verdim :)


Oteki yandan erkek evlat bana biraz yabanci geliyor ama gelirse onun da basimin ustunde yeri var tabi ki. Benim icin cok farkli bir deneyim olur ve beraber ogreniriz artik.


Sonuc itibariyle ne gelirse gelsin, Defne gibi saglikli, akilli ama birazcik daha sakin ve uslusu gelsin diye dua ediyorum :)


Ayin yirmi dordunde kotrole gidecegiz ve orada cani isterse cinsiyetini gosterir bizim minik.


Bakalim kim hakli :)


-Defne'nin  cikolataya doymayan annesi-

10 Eylül 2010 Cuma

ilk hamilelik ve ikinci hamilelik arasindaki farklar

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 15:57 8 yorum
Defne ile olan ilk gebeligimde cok fazla arastirma yapmistim. Kitaplar, forumlar, dergiler, degisik hamilelik siteleri, okumadigim birsey kalmamisti. En cok da Babycenter ve gebelik.org' u okuyordum. Gercekten de cok fazla bilgi veriyordu bu siteler. Defne dogduktan sadece 17 ay sonra tekrar hamile kaldigim icin bilgiler taze tabi ki. Bu durumda ilkindeki kadar arastirmiyorum ama yine de ara sira iki siteye de baktigim oluyor.
-Ilk hamileligimde alti bucuk ay boyunca surekli kustum. Hatta ofiste bile birsey konusurken aniden tuvalete kosup  sevgili ortagimi sasirttigim cok olmustur. Bu sefer boyle bir problemim yok. Mide bulantisi yine var ama cikaracak kadar degil.
-Bu hamileligimde ilkinde hic yasamadigim migren ataklariyla bogusuyorum. iki uc gunde bir yokluyor beni meret ama ona da alistim.
-Ilk hamileligimde uykum her geldiginde istedigim gibi kestirebiliyordum. Canim isterse uyurdum, istemezse okurdum, kisaca cok ozgurdum. Simdi ise Defne, uyku hali, yorgunluk vs. 'den anlamadigi icin uykusuzluktan olsem de onunla ilgilenmek zorundayim. Kimi zaman tek gozum kapali yaninda uzanarak oyun oynamaya calisiyorum, tabi izin verdigi olcude.
-ilk hamileligimde gobegim bes ay boyunca pek belli olmuyordu. Simdikinde ise ucuncu ayda hatiri sayilir bicimde buyudu. Hep ikinci hamileliklerde bunun olacagini soylemislerdi bana ama bu kadar fark edecegini dusunmemistim acikcasi.
-ilk hamileligimde haftanin uc gunu yuzmeye gitmistim. Bu hamileligimde de onumuzdeki ay baslamayi dusunuyorum. Umarim Defne engel olmaz :)
-ilk hamileligimde ilk uc ayda uc kilo almistim , midem cok bulandigi icin surekli ekmek, cubuk kraker ve leblebi yiyordum ki bu da bana kilo olarak geri geldi. Bu sefer ilk uc ayda bir bucuk kilo aldim. Bakalim nasil devam edecek.


Simdilik bu kadar. Yasadikca yine yazacagim.


-Defne'nin sisen annesi-

8 Eylül 2010 Çarşamba

Bugun cennete pembe balonlar ucacak!

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 13:26 0 yorum
Bugun minik Nehir' cik pembe yolculuguna cikiyor. Ben bu satirlari yazarken kalabalik bir aileyle birlikte cikacak bu yolculuga. Aslinda orada olmayi cok istiyordum ama doktor dinlenmem gerektigini soyledi. Ben de evde yatarken en azindan buradan katilayim diye dusundum.
Annesi Zeynep bu kucuk melegi pembe balonlarla ugurlayacak.. Cok hosuma gitti bu fikir, kucuk bir melegin cenazesinin soguk bir ortamda degil, pembe balonlarla ugurlanmasi..Nehir de bunlari goruyor olacak.


Hepimizi fethettin kucuk kiz! Nur icinde yat demeyecegim cunku sen zaten bir meleksin.
Yemyesil cennetinde senin gibi burayi erken terk eden arkadaslarin olacak. Onlardan birtanesi benim dunyalar guzeli yegenim Alara. Ona bizden cok selam soyle! Ve bizim de yaniniza gelebilmemiz icin dua edin...
Bugun sizin yaniniza ucacak olan pembe balonlar bizden size opucuk...


Senin yasayamadigin omrunun kalan yillari ablan Leyla'nin olsun , ailene de sabir sabir sabir diliyorum..


-Defne 'nin bugun pembe olan annesi -
 

deyda'nın dükkanı Copyright © 2010 Designed by Ipietoon Blogger Template Sponsored by Emocutez