18 Temmuz 2013 Perşembe

Taşınıyorum hatta taşındım a dostlar :)

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 23:57 0 yorum
 Uzun zamandır buraya kafama estikçe birşeyler karalıyordum. Çocuklarımın ilklerini hep buraya not ettim fakat artık daha kapsamlı bir blogum olsun istiyorum. Sosyal medyada da farklı isimler kullanarak sebep olduğum kafa karışıklığını gidermek adına ismimi her yerde deydaazra olarak değiştirdim ve blogumu www.deydaazra.com 'a taşıdım. Şu an için bana bile tuhaf geliyor başka yerden yazmak ama kolayca uyum sağlayacağımıza inanıyorum.
Herkesi yeni evime bekliyorum :)

Çocuktan Önceki Ben vs. Çocuktan Sonraki Ben

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 07:30 0 yorum

Boşuna dememişler annelik tükürdüğünü yalamaktır diye. Şimdiye kadar kaç kez yaladım, hatırlamıyorum bile. Nasıl da kesin kurallarım vardı, asla şunu yapmam, ayy nasıl bunu yedirir çocuğa, aman şuna bak, çocuğa hiç terbiye vermemiş, aman ne ağlak çocuk diye başlayan ne çok cümle kurmuşum! Üstelik tek çocuktan sona bu cümleler bir miktar devam etti. Ne de olsa artık! tecrübeliydim. Her şeyi bire bir yaşamıştım ne de olsa, değil mi?

Sonra Emir doğdu ve bana hiç bir şey bilmediğimi öğretti. Defne' de tereyağından kıl çeker gibi kendiliğinden gelişen bazı şeyler Emir'de bana mısın demedi.

Doğar doğmaz emmeyen Emir bu konuda tecrübeli olmama rağmen, bana bunun için mücadele etmem gerektiğini öğretti. Sandığım gibi bütün bebekler o refleksle doğmuyormuş. Halbuki Emir' den önce bana bunu biri söylese, beceremediğine yemin edebilirdim.

Uyku eğitimine bir gecede çok güzel cevap veren Defne' nin aksine Emir asla kabul etmedi. Beş ay denememe rağmen Nuh dedi Peygamber demedi ve sonunda pes etmek zorunda kaldım.
Altı aylıkken kendi odasında-dolayısyla kendi yatağında sorunsuzca uyuyan Defne' nin aksine Emir nerdeyse iki buçuk yaşında ve evet, hala bizim yatakta yatıyor. Bu arada sürpriiz, Defne de bu durumu kullanıp bizim odaya konuşlandı. Emir ordan asla ayrılmıyorken Defne' ye nasıl hayır, odanda uyumalısın diyebilirim ki?

Emzik alma ve bıraktırma konusunda ikisinde de fena gitmedik.

Bez bırakmada yine Defne iki yaş üç aylıkken bir günde kazasız belasız hem gündüz hem de gece bezden kurtuldu. Emir şu anda iki yaş beş aylık ve çişini kakasını söylediği halde kesinlikle ne tuvalete, ne de lazımlığa oturmuyor. Poposunu bile lavaboda yıkatmaya çalışıyor.

Defne' de daha yoğun olmak üzere bol bol iki yaş krizleri yaşadık. Çocuksuz insanların cık cık cık yapmalarına sadece güldüm, başlarına gelince görecekler nasılsa.

Bunun gibi bir sürü örnek daha var. Bir de bunun benimle igili tarafı var.

Çocuktan önce simetri hastası olan ben şimdi yerlerde gezen oyuncakların, koltuk minderlerinin üstünden atlıyorum. İnsan bir odayı yedi bin beş yüz kere topladıktan sonra epey gevşiyor, onu öğrendim.

Koltukta leke veya duvarda çizik görmeye tahammül edemeyen ben şu anda -aa burayı da mı halletmiş sıpalar- modundayım.

Bakım, kuaför, masaj, sporgibi kelimelerin yerini popo yıka, yemek yap, günde sekiz yüz kere yerleri süpür türünden kelimeler aldı. Sanırım külkedisi masalını tersten yaşıyorum.

Çocuklardan önce ölmekten hiç korkmayan ben, sık sık Allahım, çocuklarımı anne babasız bırakma, diye dua ediyorum.


Ama korkmayın, bu durum iki üç sene sonra değişmeye başlıyor. Çocuklar belli bir yaşa gelince yine karı koca olmak istiyorsun, bakım, spor zamanı diyorsun. Sadece anne-baba değil, kendi başına bir birey olduğunu hatırlıyorsun.

İyi ki de öyle.



17 Temmuz 2013 Çarşamba

Defne'den İnciler

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 07:30 0 yorum
20130716-231421.jpg


  Bu aralar benim dilli düdüğüm yine döktürüyor ve ben söylediklerini hiç not      
  almıyorum . Daha sonra pişman  olmamak için aklımda kalanları hemen yazayım. Bu 
  arada yaş 4,5 :)




Geçen gün babasıyla sohbet ederken :

Defne: Baba, en çok neyini seviyorum, biliyor musun?
Baba: Neyimi?
D: İçini.
B: Yani?
D: Hmmmmmm, yani cildini.
Anne & Baba : ?????????? Puhahhahahahhahaha
---------------------------------------------------------------------------
Amerika' ya gidecek olan kuzenleriyle konuşurken :
Kuzen : Biz çok yakında Amerika'ya gidiyoruz.
Defne : Biliyorum, Selena Gomez' i görmeye gideceksiniz, değil mi? O zaten teyzemin evine çok yakın oturuyor.
Kuzen: Gerçekten mi???
----------------------------------------------------------------------------
Defne: Anne, Justin Bieber ile tanışmak istiyorum, onu çok seviyorum.
Ben: Olur aşkım, belki bir gün tanışırsın.
Defne : Anne, Justin Bieber insan mı? (Hep Youtube' dan izlediği için gerçek olup olmadığına bir türlü karar verememiş ) :))
-----------------------------------------------------------------------------
Geçen akşam tam yatarken
D: Anne, Allahım' a dua edicem.
Ben: Tamam, et bakalım.
D: Allahım, beni koru, ailemi koru, akrabalarımı koru. Bir de senden rengarenk bir pasta istiyorum, üstünde de Prenses olsun. Emir' inki de Spiderman' li olsun. Tamam mı? Anneeeee, Allah bana niye cevap vermiyor?
------------------------------------------------------------------------------
Bir türlü söyleyemediği kelimeler var bir de:
Tekeşşür ederim = Teşekkür ederim
Sitikiker = Sticker


Şimdilik aklımda kalanlar bunlar :)

15 Temmuz 2013 Pazartesi

Kilyos – Hem yakın hem de harika bir alternatif

Gönderen Azra Rakicioglu zaman: 14:38 0 yorum
Okullar kapandığından beri çocukları eğlendirmek için her gün farklı bir şey yapmaya çalışıyoruz.  Benimkiler su kuşu olduğu için hem denize girebilecekleri, hem de bol bol kumda oynayabildikleri bir yer  olsun dedik ve Kilyos’ a gittik. Başta korkmadım değil, çünkü iki anne ve dört çocuk yola çıktık. Çocukların  en büyüğünün dört buçuk, en küçüğün de beş aylık olduğunu düşünürsek bayağı cesur olduğumuzu  düşündüm bir an.
Kilyos’ta bir sürü beach var. Birlikte gittiğim arkadaşım Çiğdem bunlardan birine aylık üye olduğu için  hepsine bakmak zorunda kalmadık ve direkt oraya geçtik.

Daha önce Kilyos’ ta başka bir iki beach’ e gitmiştim ama oralar daha çok gençlere veya çocuğu olmayanlara göre yerlerdi. Burası ise kum alanı çok geniş, çocukların gönlünce koşturabilecekleri bir yerdi. İçeri girerken çanta kontrolü yapılıyor, yiyecek içecek sokmak yasak. Fakat içeride -biraz kazık olmakla beraber- her şey var. Bizim yanımızda sadece çocuklar için salatalık – havuç vardı ve buna bir şey demediler.
Servis de çok yavaş ama bu gittiğim diğer beachlerde de öyleydi.

20130715-140053.jpgGider gitmez büyükler kolluklarını taktığı gibi denize koştu. Buranın en büyük avantajı, deniz birdenbire  derinleşmiyor. Bizimkiler deli gibi zıplayıp oynadılar, resmen sudan çıkmak bilmediler. En küçük günün  büyük bölümünü uyuyarak geçirdi.

20130715-140143.jpg Emir’ in de bana yapışık olması ilk defa işime yaradı. Bütün gün  kovasıyla su taşıyıp gitti geldi fazla uzaklaşmadan. Düşündüğümden çok daha rahat ettik, hatta öyle güze yoruldular ki, eve gider gitmez uyuyup deliksiz bir uyku çektiler.
Beğenmediğim tek bir şey oldu aslında, onu da belirtmeden geçemeyeceğim. Çocukları orda yıkayıp eve tertemiz gitmeyi planlamıştık, fakat duşlarda sıcak su yoktu. Hatırı sayılır bir giriş ücreti alıp sıcak su olmaması kabul edilebilir bir şey değil bence.
Onun dışında kesinlikle tavsiye edeceğim bir yer. Hem temiz, hem İstanbul’ a çok yakın, hem de eğlenceli.

 

deyda'nın dükkanı Copyright © 2010 Designed by Ipietoon Blogger Template Sponsored by Emocutez